Piromani Yoksunluğunda Bir Sarı Gonca (Şizofrengi Platonik Aşklar)
Piromani Yoksunluğunda Bir Sarı Gonca (Şizofrengi Platonik Aşklar
Yeşile sarılmış bir duru günışığı aldatır herkesi ve ölür
İlkbaharda
Serseri bir rüzgar süpürür anısında firuze bir taşın pususunu
Kelimeler akar ölümün,
Ömrünün o sessiz çığlığında .
İmgeler uçuşur kelebek kanatlarında.
Eflatuni bir yağmur dolar gözkapaklarına
Güvercin ömrün izdüşümü ve kül rengi
Uçuşur o beyaz boşlukta.
Ve o çizgili pijamalılar dedikleriniz
Günışığından fazlasına hasret, dokurlar yağmurlu günlerin hüznünü, bakışlarında.
En çok kışı severler ve kar soğuğunu ki sıcak kalır nedense gönül denen o uçarı kuş,yine beyazda.
Yarım ağız söylenen o merhabalarda
Kazırlar göğüslerinin tam ortasına hançeri bir yakışla, yakarışla hayatın o belirsiz yüzünü ve acıtırlar kan revan kalmış ömrünü.
Yudumlanır sevda kendinde saklanmış bir çığda,
Çığlık çığlığa..
O sessizliğin notaları taşırır denizi okyanusa ya da bir bardakta bir yudum su olursun oruçlarını bozduran
ve hayata elvedası mecburi o ölüm oyununda eksilir zamana vedan.
Ekmek yeter, su yeter insan olmaya.
Kızgındır ceylan gözlüler ve ürkek aynı zamanda.
Un ufak olmuş düşleri isyan eder konulur bir kesekağıdına.
Pir'idirler düşlerinin
Piromani ise yanık yan/gın bir fırtına soğukta.
Tekildir kalabalıklar ve en uzağında olsalar da zamanın,
Yalındır yalnızlıkları ve kimseye boyun eğmez kalabalıkları.
Camlı iki göz odada şeffaflığa sığınmak haramdır gözlerine
Ve üstlerine kilitlenir kapılar ve gülen güzel gözler soluklanır yalnızlıklarında.
Gördüklerini solurlar.
Ürperir tek tabancaları
Nedense hep kendilerini vururlar
30 haziran 2010.............Sinop