Portakal Ağacının Dibinde
Senden bahsetmek bir ağacın dibini saran
O yeşilimsi çimlere bilmem ne kadar acizce...
Düşünmek zor olur çoğu zaman sevgiliyi
Dalar gidersin gamzesine...
Çıkamıyorsun geceni karanlığa boğan şarkılardan
Soramıyorsun yıldızlara güneşten uzak olmak
Ne kadar acı verici...
Cesaret edemiyorsun gözlerini kapamaya
Biliyorsun... Biliyorsun kirpiklerine tutunmuşları
Def edemiyorsun kabuslarını
Oysa içine atar geçersin olanları
Gitmezdin üstüne sevmenin bedelinin
Olur da tuz düşerse yarana kapama gözlerini
Bekliyor seni loş bir ışıkta kırık aynalılar...
Gülümseyen bir kar tanesi var hafiften süzülen
Üstünde bulutların beyaz mührü...
Avucuma konar bekler erimeyi
Bilir gönül ateşim sarmış vücudumu
Ve eriyip gidiyor yanaklarıma sığdırdığım kışlar
Ve saf bir kaldırım taşındaki grimsi umutlar
Kaderime atıyor suçları sebepsizce...
Oysa kader yoksundu, habersizdi yalanlardan
Yanaşmazdı mor çiçekle kaplı aşkın sınırlarına
Şimdi belirsizlik gebeydi gözlerinde
Bir Antalya havası sarmış gökyüzünü
Bilemiyorum geceleyin duraklarda ıslanacağımı
Belki de sabahında sahilde bulurum kendimi
Bilemiyorum neden bu kadar çekingenlik var
Neden şehirde kimse sormuyor yüzümden düşen cam parçalarını
Neden kimse sormuyor değişen mevsimlerimi
Bilemiyorum...
Oysa şunun şurasında gamzene dalmışım
Elimde bir demet solgun çiçek
İçinde sana yazdığım sararmış mektuplar
Bir de ağarmış günlerim var desteye sardığım
Açma kapıyı sevgili...
Bırak tadında kalsın beklemek seni
Öylece beklerim ben kapıda...
Senden bahsederim portakal ağacının dibini saran çimlere
Öylece bahsederim...