Ramazan-ı Şerif
Sekiz yaşından sonra, orucumu hep tuttum,
A ç l ı ğ ı n susuzluğun manasını bilirim.
Çocukluk bu galiba, gizlice lokma yuttum
-------İftarın tadı başka, sahurun tadı başka.
El üstü tutulurduk,çocuk oruçlu diye,
M a s a l gibi gelirdi, hocaların vaazı.
Tanrı armağanıymış, verilecek hediye.
-------İftarın tadı başka, sahurun tadı başka.
Gökten inmezdi amma,soframız çok zengindi,
R a m a z a n b e r e k e t i, diyorlardı adına.
Gördüğüm zenginlerin, tutumu da engindi...
------İftarın tadı başka, sahurun t a d ı başka.
Köyün f a k i r l e r i n i , çağırırlar iftara,
İmam baş misafirdir, çünkü ağzı Kur-an'lı.
Bu ay s o f r a açmayan, kişinin yüzü kara
------İftarın tadı başka, s a h u r u n tadı başka.
İftar duyuran davul, sahurda da gümbürder.
M a n i l e r eşliğinde, bu ses bize hoş gelir.
"Ey! Müslüman ahali,sahur vakti uyan" Der.
------İftarın tadı başka, s a h u r u n tadı başka.
Mahalleyi k u ş a t ı r, yemeklerin kokusu,
Mide açsa, göz de aç; nefis kalkar ayağa.
Sabrı öğrenmektedir, bedenlerin dokusu
------İftarın tadı başka, s a h u r u n tadı başka.
Acelecidir insan, beklemeyi pek sevmez,
Oruç s a b ı r t a ş ı d ı r, yetiyi geliştirir.
Plânlı inançlılar, hiç bir i ş i n de evmez
-------İftarın tadı başka, s a h u r u n tadı başka.
Sofralar kurulunca, çöreğin tadı gelir,
Gözümüz yemekler de, midemiz de guruldar.
Hatim indirenlerden, şükürün adı gelir
-------İftarın tadı başka, s a h u r u n tadı başka.
Babam eve gelirken, erzak ve Çiçek alır,
Annem güler yüzüyle,hoşluyarak karşılar.
E z a n okunduğunda, görev duaya kalır.
------İftarın tadı başka, s a h u r u n tadı başka.