Safran Sarısı Sayfalara Akar Visal
prangalı bir köleyim
âzad!
sohbet-i canân ister gönül
başka bir mabed bilmedi ruhum
gayrı âşkı istemem
hıçkırır gözlerim secdelerde
dolunay bakışlım
hazana ermeden ömrüm
gül gülüşünle gülümse
gözlerimin feri gitti
ışığa hasret
doğ nur bakışlım
ay tutulur
gün utanır
umudum!
doğuşumun sebebi
doğ kalbime
ürkek bakışlarım titrer
redif sözlerinin renginden
ümitle dinlerim
akşam ayazı çökerken cismime
soluk alır oldum
asi rüzgarlar gibiyim...
safran sarısı sayfalara akar visal
tasavvur edemez kimse
nasıl bir âlemdeyim
sukût bakışlarım
yüreğime dökülürken dem
lâl lisanım çözülür mahçup
hasret içimde sızı
sığınırım avuçlarım semâda
dualar sana!
Yunus diliyle meylim
sefaletimle serpiştirdim acizliğimi
şüphesiz ben ziyandayım
ebedi bir hüsrandayım
tut elimden ey saki
hut'umun karnındayım
sahili selâmetim ol!
sonsuz bir hicrandayım
dalgalar kusun beni
selâmet yurduna
yolum açılsın
mâna boyutuna
Yusuf gömleği tütsün burnuma
Yakub gözüm açılsın
dalayım ateşlere
İbrahim olup
düşeyim gül bahçesine
Âdem olup arafata çıkayım
tövbeyi nasuhla yıkanıp
Âşk gölüne dalayım
dua dua ellerim
niyazdadır dillerim
neyleyim masivayı
ben Mevlamı isterim
hicap duya duya
mahşerimi beklerim
Ey âşk âşık olayım âşkına...
Melek...