Şah Damarı Kesilmiş Bir Aşkın Son Çırpınışları
Faili meçhul bir sevdadır kıvranan yanıbaşımda inleye inleye
Ses tonundaki tanıdıklık başımı döndürür
Çepeçevre ablukaya alınmışlık boşuna
Yüzündeki çizgilere yüzümü vurmadanda tanırım ben onu...
Ses alçaldıkça çoğalır beynime sapladıkları
Doğurur acımaya can atan duygular birbirini.
Küllenmeye yüz tutmuş ateş için yükselen ağıtlar
titretir uzunca bir zamandır farkında olmadığım
O'ndan yoksun bedenimi.
Şah damarı kesilmiş bir aşkın çırpınışlarıdır bunlar...
Gözbebeklerime simsiyah perdeler çekilir gözleriyle aynı tonda
Kulaklarımda 'Biz' olamayan iki aptalın şarkısı
Burnumda kendisini özlememe izin vermeyen bir parça koku hüzünden...
Ruhunu kaybetmişliğin sarhoşluğu var üzerimde...
Uzuvları teker teker kesilerek dilendirilmeye hazırlanan
küçük bir çocuğun acısına benzer bir acı var içimde bi yerlerde...
Aptal aşık damgası yiyen bedenimden utanır gibi reddediyor
bacaklarım beni taşımayı.
Oysa eskiden kanatlarım bile vardı...
Zevkle işlenmiş bir cinayetin tek görgü tanığıyım şu sıralar.
Faili, saniyesine asır sıfatı yüklenebilecek kadar
uzun zaman önce kayboldu ortalıktan.
Süslü bir cenaze töreni lazım şimdi bana, en şaşalısından.
Kendini aklamaya çalışan bedenimin artık taşımaya yanaşmadığı
sol göğüs kafesimden kurtulmanın şerefine.
Ve bir dakikalık saygı duruşu tam anlamıyla kimliksizleşmeme...
Hiç bu kadar çok dolaşmamıştı esrarengiz bir cinayet dillerde ve giderek kontrölünü kaybettiğim beynimde
Nur içinde yat kalbim
Hiçbir katil bu kadar sevilmemişti bende...