Saklım
Kervan gibi geçiyor zaman,
Geçip gittikçe ömür denilen zılgıt, oluyordu talan.
Sessiz bir çığlık işitir oldum.
Karmakarışıklaşmakta olan beynimi kucaklıyordu.
Bana sürekli, kıymetlilerin kıymetlisinin kıymetini
Ve kıymetli olanın en kıymetlisinin kıymetini anlatıyordu.
Kucak açıyor, parmaklarını içe doğru aç kapa yaparak gel diyordu.
Görmüyordum ama biliyordum yanımda olduğunu.
Onu duydukça rahatlıyor, kendimi güvende hissediyordum.
Hemen hemen her gece yalnızken onunla konuşuyordum,
O benimle konuşmuyordu ama ben onu duyuyordum.
Her ne kadar görmesem de onu, beni çok iyi gördüğü mutlaktı.
Yokluğumda bile o vardı,
Ne yaparsan yap küsmüyor, aksine annemden bile çok seviyordu beni.
Kıyamıyordu kendinden bir parça olduğum için.
Sadece başkalarına karşı yaptığım olumsuzluklara karşı ceza veriyordu.
Benden istediği; kıymetlinin 1 saatini ayırmam,
Kendi için değil, onu da benim için istiyordu.
Anlatmaya ne kelimeler nede cümleler varır asıl olan kıymetliyi,
Sadece benle de kalmıyor, bana yaptığı şeyleri diğerlerine de yapıyor.
Kıymetli, herkesi çok kadar çok olandan daha çok kadar çok seviyordu.
Anlatırken çok garip geliyor değil mi?
Merak ta ediyorsundur şimdi kim bu diye...
Aslında merak etmememiz lazım ki, hemen hemen her günümüzde o var,
Hiç düşündün mü, yere düştüğünde,
Sevindiğinde, üzüldüğünde, kızdığında ya da aşık olduğunda,
Adını koyamadığın her türlü duygu yoğunluğunda aklına geleni?
Farkında değiliz aldığımız soluğun o olduğunu,
Ayırmıyoruz hiç kıymetli olanın kıymet saydığı kıymetliyi,
Bende kabahatliyim biliyorum,
Zaten aykırı bir davranış sergilediğim zamandan berri duymadım o sesi,
Küsmedi ama sadece özlememi istiyor, biliyorum
Kimileri ondan korkuyor, ama o öcü değil ki,
Evet, bende korkmuyor değilim ama benim korkma sebebim,
Ona karşı yanlış bir davranışta bulunmaktır.
Hala da mahcup ve ezik bir durumdayım ona karşı,
Her şeye rağmen seviyor insanları.
İşte kıymetliler kıymetlisini veren insanlara
? Sev, sen sadece sev ? diyendi bana,
Teşekkür ederim kıymetli, minnettarım sana.