Savaş Hali "samsun"
// İşgal Güçleri, 1922'de; Rum - Pontus hayali için Samsun'u bombalar. //
Askerî Tıbbiyeli Şehidullah Fikri'ydi
O sabah olan biteni ilk gören ve
Ne olacağını tahmin edebilen...
Perdeyi açtı.
Çünkü sabah olmuştu.
Haziran, yedinci günündeydi.
Güneyde, Tavşan Dağı - Erbaa arasını
Kapsayan geniş mekânlı bir takipten,
Gece geç vakitte dönmüş idi kendisi.
Fazla yorgun olmaktan da
Uyuyamaz insan...
Şehidullah Fikri gibi.
Bu sebeple erkenden kalkmış idi
Güneş, daha yeni yeni doğuyor idi
Bilmediği gölgeleri aydınlatarak üstelik.
Tıpkı Şehidullah Fikri gibi
Güneş de ilk olarak biraz sıcak
Biraz soğuk idi.
Dürbünle bakmak istedi
Görmekte olduğu inanılmaz şeye
Dürbün de tıpkı gözleri gibi şaşkın idi.
On parça gemi...
Averof kruvazörü; yani savaş gemisi
İçlerinde en heybetlisiydi.
Az ilerisinde Kılkış Zırhlısı ile
İki yardımcı kruvazör, iki destroyer
Ve bir kaç mayın tarama gemisi...
Bacalarından çıkan yoğun dumanlar
Tan yerinin ışıltısını karartmaya
Çoktaan başlamış idi...
Sanki
Samsun'u, Megalo Idea'larındaki
Kara Samsun Amisos'a dönüştürmek ister gibi...
Ve daha bir çok "gibi"
Art niyetli yüklerle
Samsun açıklarına yaklaştılar...
Ancak aralarında, üç yabancı daha var idi.
Şehidullah Fikri, bu "dost"ları hemen tanıdı
Üç Amerikan torpido, iki İtalyan şilep!
Güvertesinde, kendisi gibi
Dürbünlü gemiciler kaynaşıyor
Bir gözleri Samsun'da, bir gözleri Megalo Idea'da...
Yedi Haziran bin dokuz yüz yirmi iki
Gün itibariyle böyleyken; saat öğlene gelmiş idi
Şehidullah Fikri ise çoktan yola koyulmuş idi...
Önce Askerî Hastane'ye gitmişti
Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Ali
Yunan amiralin ültimatom haberini orda verdi...
Ültimatom, sabah vakti
Amerikan torpidosu komutanının
Aracılığı ile gelmiş idi.
Ültimatom, ültimatom olalı
Böyle bir saçmalık görmemiş idi.
Zira uyarı şu idi : "Kendinizi yok edin!"
Yunan Kraliyet Filosu Kaptanı Vriacos
Yazdığı ya da önceden yazılmış kağıdı
Samsun'a yollarken; sanırız ki gururlu idi
"Yunan Filosu'nu yöneten Amiral'in emriyle
Bizim atadığımız Yunan subaylarından kurulu
Bir heyetin önünde; yok ediniz!
Tüm silahlarınızı, mühimmatınızı, mayınlarınızı
Ve başka savaş malzemelerinizin tamamını...
Yoksa bir saat içinde sizi, biz yok edeceğiz!
Saat on üç on beşten önce tahrip işlemi
Mutlaka başlamalıdır. Zamanında başlamak için
Bütün gerekli hazırlıkları yapınız."
İkinci Lahey Konferansı Anlaşması'nın
İkinci maddesine dayanarak, açık bir şehri
İnsanlığa ve hukuka aykırı olarak bombaladılar.
Bu; Amerikan savaş gemilerinden birinin
Komutanı olan Ghormley'in de dediği gibi
"Uluslararası hukuka aykırı bir insanlık suçu" idi.
Dolayısıyla Samsun yönetimi, ültimatomu
Reddetti.
Savaş başladı.
Yunanlılar, dört yüz top atışında bulundu
Türkler ise sadece ve sadece yirmi beş...
Çünkü Samsun'da sadece bir top var idi.
Buna rağmen, kendilerini suçlayan Amerikalıya
Yunan amirali bir pusula yollayıp şöyle dedi:
"Gördünüz mü, topları var; şehri çevrelemişler!"
Ghormley, şehirde olan üç Amerikalı'nın derdindeydi
Onlara bir şey olup olmadığının merakı içindeydi
Yunan ve İtalyan gemileri çekilince, Samsun'a girdi.
Kıyıya indiğinde her şey, herkes
Gayet sakin idi.
Gümrük Binası'ndaki nöbetçi gibi...
Nöbetçi, İngiliz dili bilmiyor idi
Ama Mutasarrıf'ın bir otomobil göndereceğini
Söylemiş idi. Otomobil geldi...
Asıl merakını, bu defa gizleyerek
Rapor için geldiğini ve zarar tespiti
Yapılmasını istedi. Türkler, zararı bildirdi:
"Valilik, oturulamayacak haldedir.
Rum papazına ait evin duvarları yıkılmıştır.
Rum doktor Churchi'nin evinin duvarları,
-ki üç Amerikalı'yı Churchi korumuş idi-
Pencere camları tahrip olmuştur.
Alston mağazasının bir duvarı yıkılmıştır.
Rum Yanko'nun eşine ait bir ev yıkılmıştır.
Zekeriya Bey'e ait iki ya da üç ev yıkılmıştır.
Türkler'e ait on dokuz ev biraz tahrip olmuştur.
Ermeni Kilisesi'nin yakınında
Türkler'e ait yirmi üç ev yıkılmıştır.
Ermeni Kilisesi'nde bir oda tahrip olmuştur.
Rıhtımdaki nöbetçi evi yıkılmıştır.
On dokuz mavna hasar görmüştür.
Onarımı için bin beş yüz lira lâzımdır.
Belediyeye ait bir motorun bir bölümü
Biraz hasar görmüştür.
Yerli tüccarlara ait malların bulunduğu
Gümrük Binası yakınındaki depo kısmen yıkılmıştır.
Rum Andevololu'ya ait mağaza yıkılmıştır.
Zararı otuz bin liraymış, öyle diyor.
Petrol deposunda yanan
Ve şehre "yanıyor" görüntüsü veren mallar ise şöyle:
Dokuz bin dört yüz doksan altı teneke Amerikan gaz yağı,
On dokuz bin sekiz yüz teneke Rus gaz yağı,
Kırk bir bin yedi yüz teneke ticari gaz yağı,
Altı bin kilo Rus benzini, belediye malıdır.
Otuz üç bin üç yüz altmış sekiz kilo ticari benzin,
Yine belediye malıdır.
Toplam kayıp ise şunlardır:
Dört ölü, üç yaralı. Hepsi Türk."
Ghormley, sıralanan zarar tespiti karşısında
Ağzı beş karış açıktı. Çünkü sivil halkla birlikte
Şehrin havaya uçmaması tamamen koca bir şanstı!
Ve tıpkı sabah, ültimatomu getirmek için
Çıktığında olduğu gibi şehir, tümden sakindi.
Halkta ise en ufak bir galeyan yok idi.
Kahvehanelerde oturmuş kahve içiyordu halk.
Mutasarrıf ve Askerî Komutan da bahçede, birlikte
Sigara ve kahve içerken karşılamıştılar Ghormley'i...
Ben de iki bin yedinin ağustos ayında
Samsun'a gidip çarşıda dolaştığımda
Tüm halkı "Savaş Hali"nde gördüm...
Fatsa'ya geçtim, sonra Ordu'ya
Sonra Trabzon'a, sonra İstanbul'a...
Ve gördüm ki memleket, tümden hazırlıklıdır.
Şimdiden başımız sağ;
Gazamız,
Mübarek ola!
-----------------------------------------------------------------
-Metal Fırtına masalına, geç de olsa cevaptır.-