Sebepsiz
ben bir kez ölürken, binlerce kez öldürüldüm.
aşkı gözüme siper edip, gözlerine büründüm.
sevgi kurşunların, kalbimi es geçerken,
olmayan yaramın adına, topraklara gömüldüm.
aşk.. seni de tadabilir bigün.
dudaklarımı şarap edip, okyanusuna dökürülüm.
dök ölürüm, yollarıma kalbini..
nedensiz ayrılıklar, mahkememde kırık kalpler hakimi.
bana gülmüyordun o gün..
sözlerinin aynasından yansıyordu, yalanların yüzü
bana gelen mi yoksa ona giden mi, hangisiydi yüzün?
sana doğan kalbimde batırdığın ay parçası bir hüzün.
göz yaşlarımın temennisi, gözlerinde doğmaktı
Kızılırmak bana doğsa ben, yine gözlerine sapardım
sana uzanan bi kalbim var, nolur gel tap artık
dualarım seni getireyemen sonsuz bi karartı.
yok derdim.
yok, derdin.
yok derdim, derdin sensiz.
her gün ölen aşk değil de neden biz?
fakat anlamadığım ayrılıklar neden sebepsiz.
neden sebepsiz, anlamıyorum ayrılığı,
seninde kalbim gibi, kırılıyor mu kanatların.
söyleyin azraile, aşk ruhunu kanatmasın,
katilin ben olurum, yeter ki gözünden kan akmasın.
kızıl saçların, perçeminden akıyordu,
iki çift göz uzaklardan, 'sen' diye bakıyordu,
omuzunda yüzün, başkasına dalıyorsun,
ben de senin gibi (yanıyorum) fakat cehennemde yanıyordum.
aşk.. ateşi sönebilir bigün.
dudaklarımı yakamadan, sakın gelmesin ölüm.
sıratı geçemeden, bir olur mu iki gönül?
derdini söyle sevgilim, kul olurum - sana ölüp.
sensizliğin arefesinde, özleminle yanıyorsam
sensizliğin sonrasında, cehennemde eriyorum.
emin olun..
ben kalbine nefessizce ses olurken,
o ardımdan başkasıyla gülüp, hayal kuruyodur.