Şekerden Vagonlar
Ben masumken...
Bildiğim tüm trenler sevgilileri kavuştururdu
Renkleri pembe
Vagonları şekerdendi
Büyüdükçe aklımın orta yerine tüneyen acılar öğretti
Aslında içimde devşirdiğim şefkatimin bir gün gelip
Rüyalarımda irileşen siyahın kölesi olacağını
Sahi!
Ayrılığa dair tedbirlerimizin ipi çürüktü değil mi?
Bel bağladığımız umutları dipsiz uçurumlarda kaybetmemiz bundandı
Sırtımı dayadığım adam!
On adım git
Sonra arkana dönüp beni ihanetinle vur
Ya da dur!
Geç karşıma tek taraflı rulet oynayalım
Çekeyim tetiği sadakatime
Zil zurna sarhoş gecenin koynunda
Cehenneme bırakayım ikimizi de...
Dediğim günü hatırlıyor musun?
-ben hatırlıyorum-
Birbirimize olan merhametimizi
İs kokusuyla tütsülenmiş sandıkla gömüp
Gururun çadırında tüketilen günlerin vebaliyle
Şemsiye tutuyorum içimde bilenen kötülüklere
Bağdaş kuruyorum her ihanetin başına
Doyana kadar yediğim günahtan sonra
Hamd ediyorum yokluğuna
Çünkü;
Bulutların başından bir buket sitem toplayıp
Meczup mezarlığına gittiğim gün
Ayağım çoktan kesilmişti mutluluğun kapısından
Yüzüm her gün yavan tebessümle şekil alırken
Damarlarıma ektiğim kaktüs dikenlerini
Cennetin sularıyla kutsuyordum
-Seninde dediğin gibi-
Kalp kırılmış,
Aşk içinde kalmıştı.