Sen
Sen !
Ne zaman düşsen yaşamın hiçliğine
Rüzgar tutup ellerinden saçlarıma değdirir ismini...
Ne zaman gözlerimin kahvesine düşse yüzün
Tarihi eser olur yüreğimin kayıp müzesinde...
Sen !
Ne zaman kendini kaybetsen bulutların beyazlığında
Ne zaman siyah saçlarını sürsen sayfamın beyazlığına
Ölümüm olur ismin
Kefenin beyazına gerek kalmaz o zaman
Ten rengimle gömerler beni ;
Teninin kimsesizler mezarlığına...
Sen !
Makyajlı suratımın ardında kalan ;
Makyajsız ruhumda azad et benliğini
Uğultusuna tutun fırtınaların
Lügatı bozuk kelimelerin aralarından sıyrıl
Bir ünleme yaslan ve beni dinle şimdi...
Sensizlik her gece seni anıyor bir şarap şişesine dönüp
Gözlerini yakıyor odasında !
Mum ışığı kıskanıp eriyor harikalığında
Ama sen
Ütüsü bozuk ayrılıklar giyip, gidiyorsun tenimden...
02 Ağustos 2011 Salı