Sen Habire Ölüyordun
zor olanı geride bırakmıştı
dili çözülen,
kaş,göz işaretleri
sesini saklıyordu sözcüklerden,
sürükleyip götürdüğün tutku
karanlıktı
soğuktu
sönmeye yüz tutuyordu ateşin
göz yumuyordum
içimde bir şeyler ölüyordu habire
habire sen ölüyordun
yakomoz tohumuydun denizimin gecesinde ,
çiçeği turkuaz
bitimsizdi anılarımda yüzün
bitimsizdi,
çok bilmiş edalı gün
yıl hangi yıldı kimbilir
gün hangi hüzün
üçü birden düşmüştü cemrelerin,
sönmeye yüz tutan ateşe
eski yangınların,
küllerinde uçuşuyordun
ben tütün basıyordum
kırık pancurlarına yalnızlığın
sen habire ölüyordun
yürek göçebesiydim
içinde açık deniz fırtınaları
görmezim, duymazımdı
saç diplerimden ,parmak uçlarıma
yol ağızları
fermandı,
sen bakışları
amandı
gözlerim kanlıydı
gözlerim kinli
gözlerim öc istiyordu
yitirilmişti,yitirilmemesi gerekenler
kurulmamış saatlerde
derisini bırakan yılandı
uçurtma ipine bağlı düşünce
anlamsızca beni suçluyordu
koluna girmiş gece
anlamsızca susuyordum
biliyordun...
yüreğim doluydu hâlâ
ellerim boş
sen ha bire ölüyordun...
suadiye .2006