Sen Ne Zaman Öleceksin
Gün batmaya az kaldı
Peki, senin ölümüne ne kaldı?
Bir saat, bir gün, bir yıl ya da belirsiz süre...
Yaşam emanetinin garantisi var mı söyle?
Kurduğun hayalleri gerçekleştirmek
Planlarını bir bir yerine getirmek
Ömrün vefa edecek mi bunu bilememek
Ne acı, belki de hayatın en güzel yanı...
Düşün bir an,
Bildirildi öleceğin an
Bilmem hangi yılın, hangi ayının, falanca günü falanca saati
Bekle o zaman da geçsin günler...
Yapacaklarını bir bir listeleyip
Gerçekleştirmeye mi çalışırsın?
Yoksa, dövünüp ağlar mısın?
Yada gelecek ölümü tebessümle karşılar mısın?
Cevap hiçbiri.
Ölüm anını bilmenin acıtan keyfi
Ruhu kelepçelerle sıkan gaybın sesi
Saniyelerin her biri beynine düşen damla sanki
Bir an önce geçsin ve vade dolsun gelsin eceli...
Teneffüs ettiğin havada
Yediğin gıda ile içtiğin suda
Gördüğün pek ala manzarada
Dilinin döndüğü her konuşmada
Her geçen günün akşamında
İsteksiz attığın adımlarda
Hep ölümün izi var
Aklında ve tasavvurunda...
An-ı ölümü bilmek maharet değilmiş demek
Ölüm vaktinin sır olması ayrı bir nimet
Ecelin gelip, Azrail temessül edince karşısında
Tebessümle haydi gidelim demektir maharet...
İmtihan sırrı gereği
Gözlere indirildi
Bilinmezlik perdesi
Ne için yaratıldığının idrakindeysen teferruattır gerisi...
Not: 'Ne zaman öleceksin' başlığı bilinçli olarak seçilmiştir.
Amaç; ölümün ne zaman geleceğinin bilinmediğine dikkat çekmektir.
03-05-2012