Sevmek Bana Zulüm, Sevilmek Sana
İçim cız etmeden düşmüyor adın kâğıda,
Yazmak kolay mesele,
Konuşmadan da anlatabilirim seni.
Ama bu defa benden özür bekleme,
Seni sevmenin acısını,
Sevilerek tadacak yüreğin.
O da yanacak biraz benim kadar,
Ben unutana kadar,
Sen unutamayacaksın beni...
Bak,
Ben hala buradayım.
Arsız misafiriyim yüreğinin,
Kaç kez kovuldum da gidemedim.
Şarap gibi yıllandı kalbimin bir yanı,
Diğeri zaten ektiğim çınar ağacı.
Asırlara sığdırabilir miyim seni bilmem,
Ama belki asırlar sonra
Silerim adından bir harfi...
...Ki seni düşünmek yerine,
Bir sigara daha yakmak, daha keyifli,
Daha lezzetli düşünmüyormuş gibi yapmak,
Daha basit kendini kandırabilmek,
İnadına riyakâr olmak,
Kendinden nefret edebilmek...
Adımlarının sesini duyamadığımdan,
Kokunu doya-doya çekemediğimden,
Sana doyasıya bakamadığımdan beri,
Sürgün olmuş hayatım.
Dünya dediğiniz ucu bucağı belirsiz...
Kurak bir çöl misali,
Sığmıyorum senin kalbinden başka hiçbir yere,
Ne olur kızma bana.
Sadece anla beni,
Koca cihan dar geliyor da,
Bir avuç yüreğin sarıyor yaramı.
Ki zaten silinmemesi için
Adını kurşun kalemle yazmadım yüreğime.
Sırtıma sapladığın bıçağı unutmuşsun giderken...
Neyleyim?
Yazmak yerine,
Yüreğime kazımayı seçti ellerim...
Bu yüzden herkese yakışanı kalsın,
Sevmek bana zulüm, sevilmek sana...
31 Ağustos
16.26