Şiir Delirdi...
/Bulut çökmüş bu şehrin üstüne...
Anlaşılan,
Sigarayı fazla kaçırmışım dün gece.../
Bilmem kaçıncı baharını ıskalarken ömrümün
Bir kibritin kavında yakmışım ihaneti...
Şimdi her rüzgâr ateş olmuş sinemde...
/...Sen şimdi hangi tepenin yamacında
Hangi rüzgârla üşüyorsun bilmiyorum ama,
Tek temennim seni üşüten rüzgâra, azıcık da olsa,
Sana küfrederken verdiğim soluklardan bir zerresinin karışmış olması.../
Küf ve kesif yanık kokusu damlıyor yüreğime,
Bir aşk var bu işin içinde...Ama ne?
/...Sen şimdi hangi şehir yalnızlığında
Hangi bulutun getirdiği yağmurla ıslanırsın bilmiyorum...
Lâkin istemiyor değilim,
Üstüne takır takır düşen yağmur damlalarına
Sokak aralarında gölgemi kovalarken düşürdüğüm
Bir damla göz suyumun karışmış olmasını.../
Hiçbir şaire sorulmaz geceler kaç saattir...
Çentik çentik kazırken her solukta acıyı sol yanıma
Ve her satırda hüküm giydirirken her eski sevgiliye,
Kalem ne çok ağırlaşmıştır elimde...
Hayat mı anlamsız gelmiştir yoksa şiir mi delirmiştir...
/...Ve sen şimdi hangi musallada beyazlar içinde soğuk yatarsın bilemiyorum...
Ölmekten çok istediğim tek şey,
Üzerine atılacak ilk toprağın
İki şarap şişesi arasında demlerken seni ciğerimde,
Diz üstü çöküp yığıldığım son toprak olmasıdır.../
Gözyaşına gebe şiir gecelerimin cüzzamlı Mona Lisa'sı...
Küstüm ben sana...Yok haberin...