Sizin Gözleriniz Geceye Teslim Olmuş Anladım
Sizin gözleriniz geceye teslim olmuş,
........ anladım!
Bir yağmur sonrası gelen gökkuşağına yasaklısınız!
Masmavi bakamıyorsunuz dostluklara,
Yemyeşil sevemiyor,
sevdalanamıyorsunuz.
Hüzünlerin hatırına;
kahverenginin tüm tonlarını giydiremiyorsunuz.
Sizin cümleleriniz;
şaşkın ünlemlere tutuklu kalmış, anladım.
Affetmeye hazır virgüllere,
Anlayışlı soru işaretlerine,
çoktan mühürlenmiş dudaklarınız.
Keskin, noktalı sözcüklere hapseder olmuşsunuz
sımsıcak yürekleri...
Ve kaybetme korkusu terk edeli beri sohbetlerinizi,
Fırtına giyinmiş cümlelere savrulmuşsunuz.
Çocukluğunuzu;
siyah beyaz fotoğrafların
hareketsiz karakterlerine emanet edip,
Koca adamlar olma yolunda,
yaşlanmaya yelken açmış yürekleriniz.
Ve yaşamla saklambaç oynama cesaretini yitirip,
Cahilce bir kazanmışlık duygusuyla
avutmuşsunuz benliklerinizi...
Oysa yaşam sizden saklanalı çok olmuş,
anladım...
Elleriniz sımsıkı kucaklamayalı dost elleri,
kaç asır oldu kim bilir?
Hangi ayazın buz kesmişliğini aşırdınız?
Hissediyorum!
Yüreğinize işlemiş soğuğu zemherinin...
Sizin tebessümlerinize;
dar vakitlerin
mecburi mutluluk oyunları bulaşmış,
......... anladım!
Şöyle hesapsız, kaygısızca teslim olmaya,
içten bir kahkahaya ,
korkar olmuşsunuz...
Ya da hüzünlerinizi saklamadan avuç içlerinize ,
göz yaşlarınızla sevişmelerine
izin vermek o kadar zor mu?
Ve yaşayabilmek belki,
yakıp yıkmadan insan yüreklerdeki o kentleri,
Savurmadan,
dağıtmadan çocuk gözlerdeki o masumiyeti,
Ve merhametinizle saklambaç oynamadan,
Vicdanınıza sobelenmeden yani;
yaşabilmek o kadar zor mu?
Sizin gözleriniz geceye teslim olmuş,
........ANLADIM!