Soğuk Masal
Ayakizlerimi takip eden biçare ruhlara söyleyin geri dönsünler
Düzensiz ağlamalarım sonrasında mütemadiyen örttüğüm gecenin pencereleri elbet sabahlarına açılacak
İşte o vakit
Kıyamet sallantısında uyutulan bebekler kadar mutlu olacaklar!
Ucu ölümün kayıp haritasına çıkacak olan
Uçurum kenarı menekşelerinin izini sürdüğüm
Öylesine bir yol gölgemi takip ettiğim
Arada bir durup dinlendiğim vakitlerde
Teyemmüm ettiğim kağıtlar kadar buruşuk kelimelerle anlatıyorum rüyalarımı isimsiz kafilelere
İstiflenmiş muammalardan kurdela yapıyorum çocukların saçlarına
Ne vakit küçük elleri kanasa
Umut dolu şiirler basıyorum yaralarına
Ama biliyorum ki
Hayırlar çoktan gitti
Şerler gözünü açtığında dünyaya
Erken yitirilmiş zamanlara sarılıp uyuyorum
Parça parça dökülen yalnızlığımın eskiyen yanlarını topluyorum her asır başında
Gülüşümdeki arsız tavrı kimse görünmesin diye
Sokak arası muhabbetlerde anlatıyorum varoluş masalımı
Bir doğuyorum şeytanın ellerine
Bir ölüyorum Kabilin kalbinde
Üçlenmiş zaferin adına
Kutsal törenler düzenleniyor aşkın koynunda
Tutkuyla beslenen sevişmelerin nihayetinde
Ay'ın rahmine kin batıyor
Akan kandan ise acınası ırklar doğuyor
Ama siz alınyazınızı okuyabilenler!
Göğün kapısına kadar gelip içeri giremeyenlere söyleyin inanmasınlar
Nadasa çekilmiş bir cadının küflü ağzından çıkan masaldır bu
Lanet soğuk bir masal!