Soluk Nefes
bir yetim rüzgar gibi
estikçe tutacakmış gibi ellerimi
sarılacakmış gibi....
çilelerden çile beğenmeyi
bilen bir annen varsa ki vardı
siyah gül gözlerinde çözmüştüm gönlün sırrını eğer sonsa
ebediyen kapanmışsa gözleri
yas çöreklenir ciğerlerinin
tuzla buz olmuş kırıklarında
annem
milyon çiçek kelime
milyon zeval
bu yol ona gider mi
keşke anneler ölse ölse dirilse
öpse öpse
gitse
gelse....
kayboldum oyun değil gerçek
yurdu belli orman değil Içim dışım çığlık atan hani nefes alan herkesin dem demi yok başka yer
kahreden selamsızlık
kayboldum soluk nefes
billahi şiirim yok
şarkım yok
örülecek saçım hiç
kaç rüyadır
sobelediğimiz duvarlara neler çizmedim ki yok beyaz zambağım
bütün kanatsız meleklerin anlattığı masalları bilen cennet ağacım
hayat yükünü nasıl taşırdı inanılır gibi değil hıncahınç seneler...
maskaraya çevrilmiş son seneler
ağlamak yetmez...
bir anlatırdı
Kızlar Sinisi efsanesini
taş olurdum daha gelinlik kız değilim koşup gitmek isterdim pınara dikili bacalara
ilahi savaş söz bitti
şimdi kayboldu içim kana karışan toprakla içimde taa en derininde
metanet der gibi fısıldayan annem
bak yine zifir karanlık
beni arıyor yaşam sevincim
kalbim yok her ritim anneme doğru
rastgele geçebilir mi saatler
sahi sarkılar söylerken Marlen
öpmüşmü kimsesizliğini
ya mukadderat derken sanmam
kim yüreğine alsın yokluğu
deliler gibi kendi dengi olmayan zaman kavuşturur mu tazeme
öyle özledim der Atilla İlhan
annemi aşkla
aşkla...
san ki okyanus boşluklarını dolduran angut gözlerim
kaybolurken
damla
damla
beni
benden
kör karanlıklardan alacakmış gibi...