Solumun Ağrısına Düş Yarasıyım
Esmer asıllı bir rüzgar
Ömrümün saçlarına takılır
Zaman
Sokrates ayazlı bir şiir
Eflatun hayâller birikmiş
Lacivert hüzne çelme atılsın.
Gölgemin omzu sevda yükü
Tiyatral fısıltı ardalı acılar..
Nakkaş işleniyor hayât duvarına
Renk, renk beneklenir yüzüme
Acımtırak ahengisi üzerime örtülmüş
İçtim aşk şarabını
Öyle sarhoşum kendimi tanıyamam
Bir yudum aşkta y/andı gönlüm
Çarmıha çivilendi öyküm
Mesele şu ki, aşk laf anlamaz
Saatler geçimsiz benimle
On iki vurduğunda seni hatırlatır
Özlem ağır yakarlıdır yarene
Acım realist şimdilerde
Göğsümün çeperi yara bere içinde
Sanırım yaşam taklidi yapıyorum
Ölüm korkusu bin bir telaş gözlerimin
Gönle sevda girince, çelimsiz akıl
Sılasına derinleşen sabır, kahırlı kalbe
Repliğini unuttuğum bir senaryo sahnesi
Aslında hiç yabancı değilim
Defnedilen aşk yalnızlığıma çıkıyor
Şimdilerde
Havari ıslık tespihleniyor
Bir dervişin ellerinde
Yazgım seyyah
Tarihle sürükleniyor acılarım.
Aşka öpülmedi yüreğim
Seni, sensiz de sevdi yüreğim