Son Kez Bak Ruhuma
Ne sen yan ne ben
Yandık yeterince dünlerde ve bugünde
Yarınlar belki çiçek açmaz ama
Güneş doğduğunda söyleriz gözlerimize
Bir şeylere çabalasakta olduramadık
Onca saate ikimiz sığamadık
Evrenin sonsuzluğundaki ihtişamda
Ruhlarımızı kaybetmeye mahkum bıraktık
Şimdi ne senin için çiçekler var
Ne de benim için dallarıma rüzgarlar esiyor
Hoşçakal şu kör yıldızların
Unutulmaz gülümsemenin eşliğindeki geleceğe
Özür dilesem de faydası yok
İçindeki yangınları söndürmeye
Uzakta değilim lakin yakında da duramıyorum
Arafa yakın bir yerdeyim ruhumu kurtarmak için
Sensizlik ve sessizliğin eşiğinde
Çivi girmeyen tahtalarla
Nalı sökülmeyen atlarla
Açmayı bilmeyen çiçeklerle
Ağaca küsen yapraklarla
Uğraşmaktayım sensizlik ve sessizlikte
En mühimi de sonbahara biraz daha bağlandım
Bulutun gökyüzünü kaplayışı gibi
Yağmurun toprağa düşmekten vazgeçmeyişi
Toprağında ıslanmayı sevdiği gibi
Ruhumun itaatkarsızlığındaki acımasızlığında
Sustu kalemim, çöktü gözlerim
Hoşçakal ruhumun sızısı
Hoşçakal yüreğimin yarası...