Sükût
Başımı yastığa koyana kadar çıkmaz,
Bu iz, bu yara, bu leke.
Gözüm kapanır, uyurum,
Rüya olur deler beynimi,
İrin olur kanıma karışır,
Zehir olur zıkkım hayat.
Döner dünya çamur olur,
Yıkayıp gönlümü gözyaşımla,
Senide aradan çıkarmak isterim.
Silmek, söküp atmak isterim bazen,
Alıp götüren rüzgâra kapılırım,
Tüm yakınlıklara, bu kırgınlığa,
Ayrılığa uzak olmak isterim.
Ne bir adres, ne de bir not bırakıp,
Bir sabah erkenden yok olmak gibi,
Sessiz ve sensiz kaybolmak isterim...
Geçer derim, geçmez.
Bitsin derim, sabrım büker boynumu.
Taş olurum dağ gibi,
Rüzgâr eser ufalırım,
Bir of çekmem, susarım.
Susarım sabahlara kadar,
Göze dolan yaş olurum,
Ses etmem,
İğne iplik düğümlerim dudaklarımı,
Konuşmam, batarım en dibe,
Ne adım bilinir,
Ne de nam salar yüreğim,
Bir köşeye kıvrılır ağlarım...
Yüküm derim alırım sırtıma,
Yaram derim toz kondurmam,
Hüznüm derim göz gezdirmem,
Kimse bilmez, söz ettirmem.
Acım derim, aşkım derim,
Gülüm derim, ömrüm derim,
Annem kokan yârim derim,
Hayat zindan, yaram derin...
Bir ben bilirim,
Bir de beni Yaratan.
Dolar içim boğazıma kadar,
Dolarım bulut gibi,
Yere düşen yağmur olmam.
Gün ağrımaz, güneş doğmaz.
Sükûtla geçiyor zaman...
Bil istedim,
Ömrüne sürgün yüreğim,
Herkese yetecek kadar hüznüm var.
Ne taze yaram kalır sana,
Ne de bir iz bırakırım.
Sen çamur atarsın,
Ben onla yıkarım yüreğimi,
Korkma!
En derin kuyulara düşerim,
Yusuf gibi çıkarım.
Bu yangın yerinde İbrahim,
Balık karnında Yunus olurum.
Razı gelirim kadere,
Bıçak sırtında İsmail olurum da,
Bir sen etmez kalbim,
Bir sen daha olamam artık...
03.48
22 Kasım
Perşembe