Sükut
Küçük bir kızın yüreğiyle yazıyorum kalemi her aldığımda
bir tutam sevgi ister gibi
kaç cümleyi karalıyorum bilemezsiniz
kanadı kırılmış bir kuşu kaç defa sarıyor sarmalıyorum
kaç gece yarı uykulu
ayın doğmasını bekliyorum
ben bile unutuyorum sayısını
kurduğum cümleler gibi
kalbin çizgisine düşen sızı gibi
belki de haylaz çocuğun yere düştüğünde
dizlerinin kanaması gibi,
bugünler de haylaz bir çocuğa benziyorum
sürekli dizlerim kanıyor
düşüyorum yere ama canım acımıyor
sağ kolun,sol kola faydası olmadığı gibi
tutan olmuyor ellerimi
bu yüzden canım acımıyor
dizlerim kanasa da
acımıyor..
Hatırlıyorum kapı arkasında oturup ağladığımı
göz yaşlarım yağmur gibi yağarken
sivri bir acı değiyor gözlerime
bu yüzden engel olamıyorum
Zannetmeyin ki benim evime kurşun yağmadı
yüreği koynunda körpeler ölmedi
zannetmeyin ki içip içip sarhoş olmadım
kendimden geçmişken
kaç kez atlamadım o yüksek binadan
yok mu bedenimde kırıklar,
yok mu kolumda falçata izi,
yok mu vicdanım da ses
bilemezsiniz
canımın acıdığını bilemezsiniz..
O halde
susun.
Yüreği kirlenmiş insanlar
Susun!
Güzel olmalı sessizlik
tadamadığım bir diyar
düşündükçe başımı döndüren
alsa götürse beni
ayağımda ki kor zinciri kırsa
nesli tükenmiş insanlığı unuttursa
belki o zaman huzur içinde uyuyabilirim
ne silah sesleri kulağımda yankılanır
ne de insanların alçak düşünceleri.
Şimdi bileklerimi kesiyorum
sabaha karşı yalnızlığım
sonra damarıma ilmek atacağım
kan dursun
ben acı çekeyim
tutsak bir ölü bedenim
çünkü yüreğimde söylenmeyen cümlelerin ağırlığını taşıyorum.
08/04/16-08:45