Susmak
Sabahı emziriyor gecenin koynunda ay,
Göğsünde uyuyan yıldızlar şahit,
Güneş doğana kadar sevişiyor yerle gök.
Toprak bir başka kokuyor,
Yağmur ilk kez bu kadar sakin...
De ben neredeyim bu gece?
Niçin bu kadar basitçe kaybediyorum kendimi?
Nasıl bu kadar yalnız kalabilir İstanbul?
İstanbul ki gürültüye gebe çoğu zaman,
Peki, neden bugün bu kadar sessiz?
Bir kâğıt,
Birde kalem çalıyor kapımı.
Satır aralarına adım atıp,
Acının uykusu daha çok bölmeden,
Yaramı daha çok açmadan,
Aklımı kaçırmadan bir şeyler yazıyorum.
Öznesi her zaman kayıp dizelere...
Bazen kendimi arıyorum,
Bazen başkasını cümle içinde,
Gölgemi kapatıyor şiirin elleri.
Korkuyorum,
Fazlası olmuyor bu saatte...
Ama deliyim,
Ama akıllı,
Ama aptal,
Ama şair bir bakıma,
Belki de söylediğim her şeyin,
Devamı olduğundan dilim lâl,
Susmam gerektiği yerde susuyorum.
İşte bu yüzden,
Her dize sonuna üç nokta bırakıyor ellerim...
Kim bilir böylesi daha iyi belki de,
İnsan sustuğu zaman bir başka olur ya,
Hani kalabalığın içinde ki adam ve ya kadın,
Konuşmadığı için dikkatini çeker ya,
Böyle ahmak bir dünyanın içindeyiz ya hani...
Belki de bu yüzden susmakla meşgulüm...
02.01
18.11.2011
Cuma