Susuşun Dokundu Tenime
Bir yalnızlığın kıyısıdır kenarında durduğum
Bir susuşun dokunuşudur tenine.
Billurdur akar zaman o sessizlik zehrinde,
Billurdur çağlar deniz, gökyüzünün benzinde.
O an aksin yansır,aynadaki yüzüne.
Anlarsın ki geç kalmışsın
Yine kendin kendine!
Olsun dersin,
Zaman benim,
Gerisinden bana ne...
Ne büyük aldanışsın sen!
Kandır yine kendini.
Bilmez misin?
Bir yalnız sessizliktir zaman
Bir yalnız uyku!
.............................................
Bir yalnız ökseotu gibiyim,
Bir yalnız şiirde; türetilmiş bir sözcük.
Kokunu duymadan aşık olduğum!
Seni sayıkladığım günlerin içinden çıkıp geldiğimde sana.
Beni almanı bekliyordum,
O yalnız gecenin kovuğunda.
Yağmurlar yağıyordu yine.
Çaylar içiliyordu.
Akrabalar karşı karşıya.
Değiştiriyorlardı zamanı.
Değişiyordu zaman!
Karıştırıyordum sayfalarını.
Karşıma sen çıkıyordun yine.
Zayıf Gandhi!
Her falda çıktığın gibi ....
Öldürdüğüm insan sur'etleri çıkıyordu karşıma.
Onlardan önce kendimi öldürdüğümü bilmiyorlardı.
Ve dünyaya aşık olduğumu..
Ne de seni sayıkladığımı biliyorlardı.
(neden her sevdiğim,aynı tonda konuşur?
Aynı şekilde adımı seslenir ??
Aynı şekilde kapatır telefonu yüzüme?)
(__Kendimi bulmak için çıkardığım yangında
Önce küllerimi buldum, sonra seni.
Tüm yaşam bir tekrarlanış sanki._)
Mayıs 1998-İstanbul