Tablo
Bir tablo yaptım renklerden,
İstedim, en çok kullanayım pembeden.
Bulutları boyadım maviden, beyazdan.
Bazen de oldu koyu, açık griden.
Güneş vardı ara sıra turuncudan,
Karlar yağdı, apak beyazdan.
Karardı üzerleri insanların kirinden,
Toprak vardı da durulttu karı, eridiğinden.
Yapraklar, çimler ton ton yeşilden,
Sonbaharda hüzünle boyadım sarıdan.
Gece olunca ölüm rengi siyahtan,
Neyse ki gümüş renkli ay, ışık ümitten.
İstedim kırmızı bir gül kondurayım,
İncinir yaprakları dökülür sandım.
Tablomda uygun bir yer bulamadım,
Yüreğimi gül yaptım, kırmızıya boyadım.
Minik minik kır çiçekleri vardı,
Hepsiyle oynadım renk renk neşeyle.
Bazılarının kocayınca çirkinleştiklerini gördüm,
Ah! Elemle, ibretle...
Kardelen vardı, karın rengi beyaz;
İyi mi kötü mü yaptı, bilemez!
Altın taçlı masum papatyamız,
'Seviyorum' deseniz de onu yolmasanız.
Bir çınar kondurdum bahçeye, güçlü,
Uzun ömründe gördüklerinden dertli!
Kahverengiydi gövdesi, yaralı bereli,
Dallarında kuşları misafir etmek için direndi.
Bülbül çizmek istedim, gülü hatırladım,
Onu da mecburen yüreğimde sakladım.
Geceleyin karanlıkta yarasalar vardı,
Kimsenin göremediğine bakarlardı.
Bir yol çizdim, dümdüz istedim;
Gerçeğe benzesin dedim eğri büğrü,
Çakıllar, taşlar, tümseklerle süslü.
Zorluydu ama başarının tadına vardım.
Tabloma şöyle bir karşıdan baktım,
Renklerle bulutlar sarmaş dolaştı.
Bulutlardan yağmur, renklerden gök kuşağı,
Pembe üzerimde mutluluktan sarhoştum.