Tam Unutmuşken
Ben'se taşlarımı ayıklıyorum hãlã
Bu kadar taşı ne zaman yuttum, diyorum.
Dalgınlığıma gelse, biriyle tokalaşsam
Taş kesilecek diye korkuyorum.
Beni görenler "taş kadar taş yağsın başına!"
Bile diyemeyecekler artık
O kadar çok taş yutmuşum ki
Dünyanın bile bir taşı kalmamış kafama fırlatacağı
Bırakın diyorum.
Bırakın son taşı da yağsın göğün
Üstümü usulca örtsün
Ben artık bir taşım m.adam!
Her zaman kurşunlar atılmaz
Ellerimi yukarı kaldırtan taşlar doğrultuldu yüzüme
Bir ağacın kütüğü siper oldu sonra gövdeme
Kollarımı pütürüne sürttüğüm bir ağaç
Kollarımı dünde bıraktığım
Kollarımı yarasına sardığım
Kollarımı annesi bilen öksüz bir ağaç
Biz bir kadının yarasını arıyoruz
Oraya nasıl gidebiliriz, diye sordu
İncinerek yere düşen birkaç yaprağı ağacın
Delik deşik olmuş gözeneklerinde birçok kırıkları olan
Dümdüz gidin, dedi m.adam
Bir kilometre sonra ışıklı yaralar gelecek
Görürsünüz zaten
Parlayıp sönüyorlar rengârenk çiçek gibi
Sola dönün ordan
Karşınıza çıkacak ayaklar altında çiğnenen insan onuru...
Dikkatlice geçin üstüne basmadan
Sonra baskılar,
sonra savaşlar,
sonra kişisel k.ayıpların
yalın fakat yoğun,
insan ruhunun kırılganlığına dokunduğu
direnişleriyle karşılaşacaksınız sessiz.
Görmezden gelin onları da, bir alâkası yok sizinle...
Üstünüze alınmayın, bunlar olağan şeyler
Her zaman yaralar konuşmaz m.adam
Belki kanları çekilmiştir bu sefer
Anlamak isteyen anlar.
Gözlerine bakarsanız eğer
Tam unutmuşken, bir yaprak gelip beğeniyor yaranızı...
Buna sevinmeli miyim, bilmiyorum.
Güzel kanıyorsun, diyor.
Arada gelip hatırlatın diyorum.
Arada ağlatın
Arada güldürün
Arada vurun
Arada tükürün
Arada öldürün
Taşım ya hani ben nasılsa
Hatırlamak istemeyeceğin bir anın kaldı yaramda
Koklamak istersin belki
Ya da koparmak yaprak gibi...
4 Aylık...
16 Haftalık...
112 Günlük...
2688 Saatlik...
161.280 Dakikalık...
9.676.800 Saniyelik...
580.608.000 Saliselik
Hiç gülmeyen kırışıklığı yüzümün
Oldu mu o kadar m.adam?
Oldu diyor bir duvar.
Kulağa o kadar uzun geliyor ki…
Sanki çağ atlamışız gibi
Milenyum'a falan geçmişiz gibi
Ölmüşüz de dirilmişiz gibi...
Vayyy be!
Eeee? Daha daha nasılsınız m.adam?
Yaralarımın artış sayısı, sadece kalbimde
İki milyonu geçti, diyor kadın
Ve ağrıları tam 25 dile çevrildi
Ama kimse okumadı
Kimse cesaret edemedi dokunmaya
İki milyonluk bir uçuş Kanarya Adaları'na,
Taşlarımla kanar gibi
Dalından koparılan yaprak misali
Ölene kadar görmedim hiç, bir kanarya nasıl ağlar?
Bir kullanıcı "sen onu bir de bana sor!" diyor.
Sordum, tam unutmuşken defo(l)larımı mazide
Başka bir kul anıcı da gelip yaranızı kazıyor, beğeni tuşuna basıp
Böyle giderse üç milyonluk tiraja ulaşacak trajedi'm
Kimse de okumaz bilirim, 30 dile çevrilsek bile
Ben de kanayan adalara uçarım José'yle
Ölene kadar da hiç görmem orda yine bir kanarya
Ölümüne kadar da yaşamam hiçbir sevdayı
İncinmişliklerimi inci.l gibi takarım göğsüme
İsa'nın ağrısı gibi sessizce
Fahrî olarak aynı ölümün yasını tutarız Meryem'le
Ölmüş olmalıydık çoktan oysa
Taşlarımız ağırlığınca…boylu boyunca
İhanetlere rağmen dirençli yanımız
Al götür bizi burdan
Her boyun kendi yarasından öpülür m.adam!
Reddediyor ölmeyi ve gülmeyi
Bir kurban, bir kadın
Ve kırmızı bir kedi
Hepsi kanlı bir savaş serisi
Anlatsam size uzun sürer şimdi
Küllü külliyat 50 ciltlik
Tam unutmuşken
Bir kullanıcı gelip
Öpüyor yaramızdan
Hitap baskısı tozlu r.aflarda birinci
m.g
https://youtu.be/Q7Brp207vVA?si=qkitETmu0jfdiUl2