T/aş Sabrı
şu kayaların erim erim hatlarında
bin yılların direnç öyküsü matlaşır ya
gizlenir sabrın erinç damarı ardına
sessizlikle gider yorgun sevda
uçuşur yankı sözler kalbin civarında
hicretini nereye taşısan
b/ela gözleri oraya da b/ulaşır
kıyama durduğun halin
kıblesinden geçer hayali
y/aralanmış kelimelerinden
bir ezber daha bozulur
incinen gönül hatırının
figanı duyulur kelamında
zira aksayan not/a/lar var
/
t/aş sabrı yok hiç birimizde
ki onu bile hırpalar zaman
/
düçara gelir bir iki hoş seda
yine alemin h/er köşesinde
kurabildiğin cümlelerle kalırsın
kalabalıkla ve yalnız
eylem dilinin her çırpınışıyla
dalga dalga yayılır avazın
beklentinin falezine çarpınca şiarın
kendine kırılır
kendinde durulursun
zaman ilacına yatırdığın bedende
kırış kırış uyanırsın
artık sözün sorgusu nafile
hazanla bağdaşa durmuş hayat
fedalarını dökmekte
ağaracak bir baş kalmış kışa
elbet
hoş gelişin bir gidişi de olacak
"eyvallah" zikri sadece
kendimiz olarak kaldığımız günlere
16kasım11