Tırtıl'ın Rönesansı
Seni minik, zavallı tırtıl.
Kırarlarsa, kırıl.
Yakarlarsa, yakıl.
Yaralarlarsa, yaralan.
Ama sakın yaşamaktan vazgeçme.
Çünkü kuyruğundaki acının sonunda kanaya kanaya, kan akıta akıta kanatlanacaksın...
Ama sonra uçacaksın ya,
Uçup gider tüm acı seninle birlikte gökyüzüne.
Şimdi bıraktığın yerde, aşağıda onlar var.
Senin yüreğinde geçmiş acılar.
Boş versene.
Senin tırtılken kurduğun, bir güne sığdırabileceğin onlarca hayallerin var.
Fakat seninkiler gökyüzünde...
Uç siyah kelebek kolları şefkatli göğe.
Canın yandığı halde vazgeçmediğin herbir ana saysınlar.
Küllerinden değil kanattıkları yerden kanatlandın ya; artık yağmur sana değil kalplerini kibirden arındırmak için onların üstüne yağar.
Onlar yüz karası, şimdi her birinin ilacı olmayan bin yarası var.
Seninse kocaman, ihtişamlı, hayallerini içine sığdırdığın iki büyük kanatların var.
-16 yaşımdaykem yazdığım ilk şiirimdir-