Tükürükle Yıkanan Masumiyet
Çocukluğuna dair hatırladığı anısı
suratına inen tükürüktü.
Utançla, alaylıca
korkuyla, belki nefretle
ve kesinlikle cehaletle
inen o tükürük.
Ve bir başka masumiyet de
bir başka şekilde o tükürükle yıkandı.
Kirletildi.
"Oyun"dan ibaret hayata tükürük tekme atmıştı.
O andan sonra her şey pislik bir anlam kazandı.
Bir an duraksayan minik bir vücut,
karşısında cehalet
Bir yanda kirle yıkanan masumiyet
diğer yanda ilk defa hissedilen berbat duygular.
Göz göze geldiler.
Büyük bir acıyla,
kendisinden çalınanın eksikliğiyle,
yüzünden aşağı kayan damlalarla
ve ısrarla
hırsızının boynuna sarıldı.
Kolları boşluğa sarılı kaldı.
O an anladı ki
Hayat da yalnızdı.
Ruhun ürperdi,
nefesi tutarsızlaştı,
damlalar pes etti.
Ve henüz altı yaşındayken
Kabus muydu diye sordu.
Öyle olduğunu düşünse bile
seslenemedi korkuyla kimseye.
Uyudu, uyandı
Tekrar ve tekrar...
Her defasında "kabus mu" diye sordu.
Her cevapsız kalışta tekrar yalnızlaştı.
Artık o başkaydı,
Yaşı çocuk değildi.
Ruhu masum değildi.
Yüzünden yaramazlığının acısı değil
ruhunun acısı akmıştı.
İlk kez o gün üşüdüğünü hissetti.
Ve hayatından bazı sesler silindi.
Bazıları yeni yazıldı.
yeni yazılan en yüksek ses
Korkuydu.
Sonra sessizlik, hayalsizlik,
nefret, kin...
Büyükçe gaddarlaşan sesler ördü
değişen hayatının duvarlarını.
Bu hayat susmuştu.
Gösterecek başka yüzü yokmuş gibi.
O kız çocuğu
Susmuştu.
Büyümüştü.
ve silinen sesleri hatırlamıyordu ki
özlesin....