Tuzsuz Pişip Kapaksız Kaynamaz Sevda
Gece şerhâ şerhâ düşüyor avucuma,
Ne sözlerin sana benziyor,
Ne seni üzmem dediğin zaman dilimi
Yüreğime teselli veriyor.
Üzdün işte!
Sevmemi istemiştin,
İffeti duygularım için ,
Her sözcüğünü yüreğime iliştirmiştin.
Hükmünü kurup en ücra köşelerime,
Bir gülüş iki söz için gittin!
Şimdi kurtaramıyorum hiçbir sözcüğü...
Bütün sözlerinin katilisin şimdi...
Yol yorgunu bu takvim,
Bizli olduğuna inandırdığın bir sevdada yürüdü.
Sen istedin başladık,
İstedin yaşanmamış saydık!
Bütün takvimlerimin değişmez ismisin şimdi,
Haziransa zaman,
Azgınlaşır üzerine ismini kazıdığım
Ebruli sözcüklerinden kalan en derin yaram...
Sen rolünü bir cellada sattın!
Son sözümü sormadan,canımı giyotinlere bıraktın!
Ağzı kokulu edepsiz kâbuslar kaldı uykularıma!
Yol yordam bilmeyen yolculuklara benim için biletler aldın!
Gitsem yolsuzum!
Kalsam onursuz!
Yaktın gül kokulu umutlarımı!
Tuzsuz pişip,kapaksız kaynayan zamandayım...
Ahımdayım...
Eyvahlar dolu acıyan canıma,
'yazıklar olsun' diliyle sataşmalardayım...
Bak üzdün işte!
Üzmem seni dedin,
Sevgimi bir sokak köpeğinden bile
Değersiz bildin!
O gün beni kaldırım yalnızlığında,
Islak bir çerçeveye emanet ettin...
İçin rahat olsun!
Emanetine ihanet yok!
Gözlerim hergün ıslak,
Hergün yosun!
Bıraktım artık
Bıraktım gül dalında kurusun...
16 haziran 2010 (göstermelik sözcükleriniz sizde kalsın / ben yolumu içi boş sözcüklerden ayırdım!)