Üç Yanlış Bir Doğru
Hayat, öğretmen kılığında yaklaştı bana,
Dersimi alamadım henüz,
Ağırdı...
Soru sormaya utandım,
Üç yanlış bir doğruyu götürüyor diye,
Çekindim, kaderin tahtasında
Çok konuştuğum için adım geçer diye,
Ve âşık olamadım,
Gözümün içine bakan hiçbir yüze,
Sınıftan atılırım diye,
Ölürüm diye...
Yasaktı sevmeye gönlüm,
Kapılar kapandı artık,
Bizzat kendim içerden kilitledim kalbimi,
Sönmeyecek bir ateş bıraktım,
Kimse dokunup elini yakmasın istedim.
Ben böyleyim, demekti avunduğum,
Demek ki avunmak böyle bir şeydi ki...
Bir insanın kendini kandırması,
Değişmeyen gerçeklere vurdu yüzünü,
Anladım...
Günler eskidikçe sabrım,
Bazen de tavrım değişti sebepsiz,
Ağırdım, sığmaz oldum dünyaya,
Kendimi taşıyacak gücüm kalmadı,
Dilimin ucunda neler vardı bilseler...
Söyleyecek hali bulmayınca
Bir anlamı yoktu sözlerin.
Çünkü her şey dışarıdan güzel,
Oysa içinden çürüdü kalbim...
Ben bu şehrin yedi tepesinden,
Bir tanesine çıkan yolu bulamadım,
Hep aşağıdan izledim İstanbul'u,
Ulaşılmazı sevdim,
İmkânsıza tutuldum.
Şimdi yorgun gözlerim,
Hatta utangaç,
Bakmaya değil belki,
Görülmeyeni görmeye.
Demiştim,
Hayat öğretmen kılığında,
Ne öğrendiysem ölmeye,
Çoğu zaman öldürmeye...
02.28
17.05.2012
Perşembe