Uçurum
ve uçurumlar var gözlerinde
yalnız benim olan,
ıssızlığına feryadımı döktüğüm,
eteklerinde tanrı'ya içlendiğim,
uçurumlar var gözlerinde...
gevrek taşlar saklıyorum
dağılmasın diye düşlerin
okyanuslara sığdıramadığım
gizler çiziyorum gökyüzüne
geceleri düşsün diye gözlerine
uçurumlarında süzülsün
hüznü anlıyorum;
her yanda
yalnızlık kuşanmayı
girdaba takılıyor özlemlerim
yüreğimde kahırlarım
hazanı izlerinden
anımsıyorum gözlerinin
çocukluğumu resmimden
burukluğumu sesimden
duyumsuyorum seni;
ay ışığının gölgesinden
çekip koparıyorum çaresizliği
acı yüklü trenler
yol almış gözlerinin dehlizlerine
en derinde ateş saçmış
tutuşmuş köhne boşluktaki
geriye solgun bir çiçek kalmış
şimdi zindanlık ezgilerinde
bir ayaz umut ki
rüyaya dalmış
mutlulukları ufukların
bir tek o ölümlerden
uçurumlar kalmış
gözbebeklerinde...