Usul Usul
Gölgem nefessiz kalıyor
topuklarınla tenime dokunduğunda
üç beş günlük dünyanın hiç geçmeyen saniyelerinde
usul usul gözlerimin önünden geçen hayalin gerçeğimi kördüğüm yapmadan
kirpiklerimin cesaretine hayran kalıyor gözlerim
ve sen olsanda benim zannettiğim kendim
bir eteş yakıpta cayır cayır yokluğunla külleniyorum
denizlerin yarısı kurumuş yarısı yalnızlığıyla boğulmuş
hasret dediğin hiç doğmamış buluttan yağmurun yağmasıdır
altında ıslanan acıların kangiren olması
ve mutluluğun bir vücut bulamamasıdır
sana gelecek benden birşey bıraktıysan
pamuk sandığım adımlarım demire bulandıysa
ya sen olduysa ayaklarım
ya nefeslerim ağızından çıldırmışçasına çıkan küfre dönüştüyse
yakarsan bir göz odamın perdesiz duvarlarını
herhangi bir gecemin üzerine oturmuş
göremediğim gözlerinin rengine ağlarsa daha yeni batmış güneşim
hüznümün sonuna yetişsede kahkahaların
kekeme bakışlarınla al beni bülbül gözlerine
daha kaç damla gözyaşı lazım denizleri gözlerime sokacak
kaç sevda beni sana mecbur bırakacak
hangi gece sen olupta gündüzümün kıyametini koparacak
söyle kaç can lazım ölürken ruhundan bir parça koparacak
masalsı güzelliğinle dolaş rüyalarımda
bana ait olduğun kadar bana mecbursun ve zorsun
dibine kadar çamura batan fırtınamsın mumun durgun ışığında
aklımdan çıkmayan ecel gibisin bedenimdeki canımda
unuturum sandım her aklıma gelişindeki gidişini
beynimin hücrelerindeki ölümleri
ağlayamam sandım yaşayamadığım mutluluklara
ve tenimin her noktasındaki mikropların tertemiz sevdasına
bırak beni hiç tutmadığın ellerinde tırnaklarında kesileyim
yırt at beni kağıdına yazılan yalnışın olayım
an beni her anının yok olan başlangıcı sayılayım
yaklaş bana usul usul dünyadan uzaklaşan nefeslerinle
sev beni sevdikçe büyüyen nefretin olayım