Visal
Bir güz gecesi ayazında
Yürüyordum ıssız sokakta...
Aklım başımda değil, senin
Hayalinle firar etmiş; bin
Dereden su getir, ayılmaz...
Seven yüreğim hiç uslanmaz
Gibi ağlayıp duruyordu;
Aktı gözüm, yaşlar sel oldu.
Hep düşündüm seni, özledim.
Aç biilaç, dermansız idim,
Tıpkı bir derviş gibi; bir tek
Tanrım ve sendin o gün gerçek
Öyle namüsait bir demde
Yağmur muydu, kar mı; her neyse,
Soğukluğun bir sebebi vardı.
Bilmem ki üstümde ne vardı;
Belki çamur bulanmış yelek,
Ya da yamalı beyaz gömlek...
Bir rüzgar esti, o da nesi?
Sanki ayrılık melodisi...
Sürüklese ta uzaklara,
Alıp götürse beni sana,
Diye düşledim; nafileydi.
Ah... Kimler geldi kimler geçti;
Hiç kimse senin gibi değil.
Ben senin aşkınla sersefil,
Mecnun gibi dolaşırken; sen
Leyla gibi beni beklerken,
Bir ömür gelip geçti gülüm...
Sandım ki sonum sensiz ölüm.
Eller zevk-ü sefa içinde,
Ben senden ayrı gurbetlerde...
Anlamadım bu nasıl iştir...
Dünya derdim var iken esir
Olmuşum, tutulmuşum sana.
Savrulup durdum dört bir yana
Fırtınalar eserken, ne kadar
Çaresizdim; melekler ağlar
Öyle vahim bir vaziyete.
O gecem böyle geçti işte...
Ve sabah güneş doğduğunda
Kalktım, donakaldım bir anda;
Bismillahirrahmanirrahim!
O an karşımda ne göreyim?
Hayatımın anlamı olan,
Gönlüme usul usul dolan,
Can bildiğim, sevdiğim gelmiş!
Şimdi tamam, gönlüm çok geniş.
Alemi yaratana şükür
Artık birlikteyiz bir ömür...