Vuslatta Âhâd
Kaçmak için Ruh'um efkârından
Uçmaya başlamıştı dostluğa doğudan
Ve dönmüştü ''medeniyete Garb'ın afakından''
Doluya tutulmuştu Ruh'um kaçarken yağmurdan!
Heyhat!
Daha da efkârlı bir düşünce kaplamıştı Ben'imi:
Tükenmeyen bir kalem alıp yazmak sonlu kalbimle
Ebedî sayfaları doldurmak için sevgi'yle.
Ve sonra...
Sonrası mı?
Sonrası en zor olanı:
Tomarlayıp gökyüzüne savurmak bu sevda'lanmış sayfaları;
Ve dökülürken beşerin üzerine ayrı ayrı
Gönüllerine dağlamak aşk'ı,
Ve sabahlara kadar sohbetleyip
Düşüncelerine kazımak vuslat'ı.
Gerisi aşk alevi'ne sabretmeye kalmış gayrı...
Hasreti bitiren dost kapıyı çaldığında
Hoş bir sadâ ile hasbihâle dalmak
Ve yârenliğin noktası vuslatın geldiğinde
Gülen bir yüz ile cân'a sarılmak.
Yoook! Yok! Küsercesine değil,
Zerrenin öz'üne sarıldığı gibi sarılmak
Gerçek sevgili'de âhâd olmak için...