Ya Hüseyin
inat çürümeye sessizliğe
gözümün nuru
sensizliğe de inat
sessizliğin sensizliğine
hesabını yapmazsan
sen yanmazsan
ben yanmazsam
nasıl karanlık aydınlansın
yokluğun yoksulun iniltisi
papatya çiçeği gibi dik durdun
ey dost
değse kurşun kalemini kırardım
ey heval
sen gidince yürek dağlarmış
ey yoldaş
sen gittin gökyüzü şimşek çakar
ey havele
boran fırtına estin
yağmur seli oldun
Fırat Dicle suyu taşar can alınca
ananın gözyaşları
baba gözyaşını geçermiş
Hazal'e
munzura benzer huyunuz
sel olup çoşarsın
rüzgar olup uçarsın
şirine...
ağrı supan cüdi
dağda çağlayan sen
yer gök sessiz
yüksekten haykırışların
her yere yankılanır
sabır edince heval
her yer sabır taşı olurmuş
önce gel dediler
hakkımızın akısın
gelince dönek çoğaldı
Hüseyin'in yarası derin açıldı..
kapanmadı yarası..
ha Hüseyin!
10/8/10 - Karataş