Yabancısıyım Sevilmemenin Sofia
Her sabah
göğsümün ortasında duran bir ağrısın Sofia
göz kapaklarınla öpüyorsun tüm sancılarımı
öğrendim dudağından şarkılar koparmayı
büyüdükçe büyür soluğumda seni sevmelerim
unut bunca uçurum ortasında düşmemeyi
bir avuntunun ardından yalnızlık düşse payına
aldırma Sofia
ben tüm uzakları bir bir yoluna dizerim
kaybolmaların bile kendini yitirdiği yerdeyim
tenha bir şehir geçer sesinin tınısında...
Kal burada Sofia
kendi vakitsizliğini yükler sırtına vedasız gidenler
ve herkes
kendi sessizliğine benzer birazda
benim değil ömür payıma düşen bu yorgunluk
benim değil bir bir intihar eden bu renkler
nerede yetim iirler yurdu omuzların
bak bugün cumartesi tam ortası ağrılarımın
ne olur öpmeyi unutma çarpık kentleri
hep boğazımda durur senli bir yutkunma...
İçimdeki benle
içimdeki sen arasında araftayım Sofia
haykırdığım hangi dağda sesine çarptı sesim
bu gece de yeterli çoğunluğu sağladı kederim
hüzne bırakılan bir mezar çiçeği kalbim
es geçerim tüm çıkmaz yolları kırılmışlıklarda...
Yabancısıyım sevilmemenin Sofia
kaç boşluğa uzandıysa çatlamış ellerim
bu şehrin
her bir köşesinde ölmüşlüğüm vardır benim
nehirlerin kenarında dinlenir yitirilmişliğim
acımın içinde rastlarım sana
kursağıma kurulur bir uçurum
defalarca kıymığın batar akşamıma
hiçbir mevsime sığmaz senli yorgunluğum
sen yinede
uçmayı unutma kanadını kaybetmiş bu dünyada...
Burası Sofia
yürek boşluklarında fani bir harcanma yeri
bir matem dinlenir uzunca soluğumda
bu dünya
bir yere uzun uzun bakmaların bir fazlası
bu hüzün
unutulmaya yüz tutmuş dudaklarımın yası
en diplerden çıkış yoludur suretin
ki sen yüreğimdeyken Nisan olur her mevsim
adın ki hep bir intihardır hafızamda...
Adın Sofia
kerpiçten yapılma bir ev dudağımın kenarında
demli bir çayda biraz dudak payı
alnıma dokunur yorgun akşamların rüzgarı
sahipsiz bir çığlık olur bakışlarınla
ben ki tiryakisiyim evvelden hüzünlerin
bilmediğin şarkıyı mırıldanmak ayıp sayılmaz buralarda
başka şehirlere sığınırım mağrur yüzümle
hiç kedere denk gelmemiş gibi gülerim dünyaya
telafisi yokmuş gibi bağırırım içimdeki mahşere
yarabandı tutmayan acılara üflerim milyon kere
yağmurlu havalara teslim ederim uykularımı
yüreğimde soluklanır senli konuşmalarım Sofia...
Kimbilir Sofia
ne şiirler taşır kuşlar kanatlarında
ne çok patika yollar aşar göğsümde sevdan
yüzümden çocukluğum düşer sana bakınca
sitemli yazılan tüm mektuplar toplamıdır kirpiklerin
sinende birikir cümle dökmeden katreler
nasılda ahrazdır ahh çığlıklarım
burası vedalar yurdu sayılır Sofia.
kırık ve eksilmiş duygular yerleşir yenilgilere
içli bir işgaldir gözlerinsiz bakışım
ve gülüşüm unutulmuş bir gökyüzüdür hala
burada Sofia
hiç kimse küsemez ait olmadığı buluta...
Özlemle Sofia,
hasretle, umutla.