Yağmurun Dili
Camlara düşen İlk damla gibi
Sessizce başlar herşey
Toprağın unuttuğu şarkıyı
Hatırlatır bize gökyüzü
Gökyüzü bugün eski bir sandık gibi açıldı,
İçinden döküldü bütün suskunluklar.
Yağmur değil aslında düşen,
Zamanın unuttuğu cümlelerdi.
Her damla bir kapıyı çaldı usulca,
Ama içeride kimse yoktu.
Sadece duvarlarda kaldı izleri,
Silinmeyen bir özlem gibi.
Şehir ıslanırken ben kuruyordum,
Ters bir mevsimde kaldım sanki.
Gözlerimde biriken bulutlar,
Hiçbir yere yağmadı yıllardır.
Yağmur sadece su değil ki
Yıpranmış kalplere dokunan bir eldir
Kederi alır,umudu bırakır
Ve giderken bile iz bırakır
Sonra birden durdu her şey,
Gökyüzü nefes aldı derinden.
Ufukta titreyen bir köprü belirdi,
Yedi renkli, ama hep yarım.
Gökkuşağı dedikleri buydu işte,
Dokunsan dağılacak bir hayal.
Senin adın gibiydi rengi,
Var ama ulaşılmaz.
Yağmur bittiğinde anladım,
Asıl ıslanan benmişim.
Gökkuşağı geçip gitmiş,
Ama özlemi kalmış avuçlarımda.
Şimdi her yağmurda aynı soru:
Hangi renk senin adın?
Hangisi senin gidişin?
Yağmur yağar, gökkuşağı solar,
Ama bazı renkler hiç silinmez.
Onlar ki kalbimin en ıslak yerinde,
Seni bekler durur.