Yalan
Sırtına sığınmadan çıktığım yolculukta
Cümleleri doğuran esbablar da mı yalan
Semâda inleyen her iğrenç kokan solukta
"Artık cesaretim yok,erbablar da mı yalan"
Okuduğum dekorda işlediğim desende
Kirpiğimin ucuna görme,sus desem de
İmlâ kurallarıyla bile çözemesem de
"Artık cesaretim yok,kitaplar da mı yalan"
Sevgiyi zulmederek aşkı kalpten yolanlar
Bu âlem-i fanide,kasırgayla dolanlar
Ben ayışığı derken ,arabeske dalanlar
"Artık cesaretim yok,mehtaplar da mı yalan"
Sahte tebessümlerin ağlarım arkasından
Katran olmuş yürekler bıktım sahte yasından
İçmek isterim kokan sevginin pak tasından
"Artık cesaretim yok,hitâplar da mı yalan"
Fakir söz ve düşlerin çözümsüz akışıyla
Saklanmam, kahrolurum içimi yakışıyla
Aşınan insan olup tunçlaşmış bakışıyla
"Artık cesaretim yok,muhataplar mı yalan"
Ne ağır imtihandır insanı tam yaşamak
Manâlar kervanında duyguyu da okşamak
Ses tonunu, sazlara yüreklere taşımak
"Dedi Gülnihâl yine,rebablar da mı yalan"
erbab;ulvî,âlâ yada mahiret sahipleri
esbab ;..nedenler
rebab;...mevlevi ayinlerinin değişilmez çalgılarından biri
yayla çalınır kabak kemaneye benzer