Yalnızlığa Dair...
Duvağı olmayan gelinim ol,
Gir küf kokan yatağıma sinsice.
Emzir, siyaha çalan sütünle
Büyü, hücrelerimde
Yanında getirdiğin sancılarla birlikte.
Sil!
Başarısız sevişmelerden kalan unutulmuş
Kurak dudak izlerini dişlerinle
Ağlat!
Dökülsün,
Cennet perdesi kirpiklerimin arasında saklanan yalanlar,
Okyanus birikintisi gözyaşlarımla yere.
Cam kenarında dahi
Saksılarda yeşertemediğim şiirlerim?
Fırlat, kimsesiz bir sokağın köşesine.
İçime cehennem ateşleri salan güneşin yakasından tut
Asilce parçala gövdemin üzerinde
Y a l v a r ı r ı m,
Değmesin günler cılız bedenime.
Karanlık bastığı vakitlerde,
Hıçkırık nöbetlerinin koynunda
Üşüyen çocukluğumu sarıp sarmala
İliklensin baharı andıran nefesine.
Sarhoş bir şarkı ol kimi zaman,
Kana kana yudumlarken seni
Başım dönsün kırık notalarınla.
Solsun, yüreğimde yeşeren umutlar her nakaratta
Kursağımda inatla sallanıp tutunsa bile gelecek,
Naralar eşliğinde boğ bağrım da.
Üryan gecelerde dizlerinde sallarken beni,
Kapansın gözlerim nasırlı rüyalara.
Gölgem sığınacak din bulamasın, as çivili tavanlarına.
Hiç bir düşüm cennet çeşmesini akıtmasın damarlarıma
Hüzünlerimi pranga yap,
Dolansın tabansız ayaklarıma.
En mahrem sırlarımı fısıldarken kulağına
Benliğim utandır, küfürlerin yüzümü rüzgâr gibi okşadıkça.
Sevaplarımın bekâreti bozulurken eteğinin altında,
Yak gitsin ruhumu azap Kuyularında
Yalnızlık?
Tohumlar ekemeyecek kadar yorgunum hayata
Kısır bir yaşam sun avuçlarınla ?bana-
Dilini körelen aklıma dola
Sol yanımda dağ yükü çaresizliğimi göm toprağın ağzına
Görmüyorsun?
Tanrı bile alaycı,
Aşkı yasak kılmış bana.
Etimi soyup,
Çıplak ruhumla düştüm huzuruna.
Seninim artık,
Karanlığının kapılarını aralayıp, al rahminin arasına
Her günahsız çocuk şehit düştüğü vakit,
Atma yine dikenli dünyanın kollarına
Üşüyorum o vakit insan sandıklarımın arasın da -anla-