Yaprak Kuruları
Bu dünyanın toprağına uzandırıp yatırdığımda seni
saçlarına yaprak kuruları bulaştı,
Sihirli sözcüklerimle çeldiğimde ruhunu
sen farkında olmadan tamamladın bu koleksiyonu
kurulmuş bir saat gibi hazırdım seni kirletmeye,
çünkü sen aşk sanıyordun bu iğrenç illüzyonu...!
Görememiştin kuyruğumun ve çatal dilimin varlığını
sihirli sözcüklerime ikna olup,açmıştın bana o minicik çeyiz sandığını
kurulmuş saat kalleşliği vurduğunda
patlattın kulağıma dünyanın en sessiz çığlığını
Kalbin bir lokomotif gibi rutin işlerken rayında
vagonların bu plastik aşkın iksiriyle dolmuştu
ve sen bu animasyonun farkına vardığında
fantastik maceramızın bütün ipleri kopmuştu...!
Bu dünyanın toprağından tutup kaldırdığımda seni
yaprak kurularından utandım
ve sonradan farkına vardım
sana ayit olmayan o taklidi sesin
benden beter masumane oynadığın, o şehvani piyesin
bir dua gibi okuduğun o yalancı repliğin
ve aramıza benden önce bağladığın o naylon ipliğin......!
bu dünyanın toprağını biz beraber kirlettik
ve sonradan fark ettik
bizi kimse görmez dediğimiz bu ağaçlı arsayı
ve ağaçlar oyunumuza döktüler yaprak kurularından parsayı......!