Yaralarıma Örtü
İpekten, kumaşa sarmıştım Annemi !
Yaralarıma örtülsün diye sakladım
Rengi atmasın diye, güneşi eve almadım
Yaralarımda gezinen, kırmızı gelinimdi o !
Duvağını indirip yüzünden, gitti !
Gürültüsüz, ağladım !
Karanlık, daha hızlı çıkar oldu merdivenleri...
Daha bir yoruldum !.
Birisi, gür sesiyle bağırdı ! Acı ! Burada mı !!
Burada !
Kuklalarımın iplerini , acısız bir şekilde kesti.
O yaz, en çok uçurtmalara çığ düştü
Birde çocukluğa !.
Küçük ayaklarını, suyun üzerinde sektiren çakıl taşlarını izledim
Ellerimi sakladım
Bu cümlenin çocukları, elleri olmadan büyümüyorlardı ki !
Hiç çıkartmadım gizlediğim yerden, parmaklarımı.
Hiç şıklatmadım
Şapkadan tavşan çıkartmadım !.
En tedirgin yanından kokladım geceyi
Çevremde kimliksiz dolaşınca hüzün, ürktüm !
Ayak izimi tanımayan sokağa, öyle kolay görünmedim
Söğütlerin ve üzüm asmasının ninnisini söyledim bütün bir asır
Uyumadım !.
Yanlızca, süt kokan ceviz ağaçlarının göğsünde uzandım !
Kayboldum ,bir gün...
Büyüyemedim !.
Arayamadım ,yitikliğimi
Halini hatırını soramadım, aynaların
Kibrit çöplerinden yapılmış kırlangıçlara inanamadım
Yanmadım, yakılmadım !.
Yaşama sızan ,bütün ihbarlar asılsızdı !
O ressamın rüyasındaki, kırmızılı Anneyi ben çalmadım !
Bozmadım saçlarını ,dağıtmadım rengini !.
Sadece kokladım !
Çizdiği gibi ,öylece yerine bıraktım !.
Çizdiği gibi...