Yeni Bir Üçleme
Yatsam uyuyamam
Kalksam yürümez ayaklarım
Haberlerde feryat figan
Parklarda koşan ve gölgelenen insanlar
Sanayiide bir telaş, lokantada hesap kitap
Camii avlusunda başka Cemevinde başka
Kerhanede başka Meyhanede başka
En güzeli dört duvar arasında yaşamak
İçimde şeklini bulamayan bir ruh
Zihnimde anlamsız anlamlı sonuçsuz bir şeyler
Market rengarenk, manavda yeşil kırmızı mor sarı turuncu
Mezarlıklar beyaz taşa siyah yazılı
Arabalar ölülerin üzerinden geçiyor
Yaşayanlar aynı döngüde
Ben ölmüşüm
En güzeli dört duvar arasında yaşamak
Şehrin ışıkları eskisi gibi değil
Rüzgarlar garip
Ormanlarda başka bir hal
Yıldızlarda o eski gizem
Denizleri ise sevemedim
O bitmeyen gel git deli etmez mi insanı
Keşke hiç hareket etmeseydi alem
Lanetli antik çağ efsanesinden çıkan ölüm Tanrısı gibiyim
Her şeyi karartan bir nefesle ruhları emiyorum üstadım.
En güzeli dört duvar arasında yaşamak
Doğanlar ölenler boşananlar evlenenler
Okullar sokaklar apartmanlar yollar kaldırımlar
Türü çeşidi sayısız hayvan ve bitki
Hiç kimse açıklayamamış bu telaş niye
Bir bebek kadar masum bir Tanrı yerine
Kan içici bir Tanrı düşlüyorum
En güzeli dört duvar arasında yaşamak
Düştüm, yerimi beğenmedim
Kazıyorum derine
Elmastan daha keskin bir kaya çıktı karşıma
Kayayı delmeli yola devam etmeliyim
Tırnaklarımdan göz kirpiklerime kadar tüm organlarımı sürtsem de kayaya
Kaya yerinde, kendime toz zerresi gibi rendelenmişim sonuçta
Dönsem dönemem tünel çöktü ardımdan
Gitsem gidemem o kaya var önümde
Tozlarım birbirine sarılmış beni diriltme peşinde
Dirilemem, ölmüşüm.
En güzeli dört duvar arasında yaşamak
Eğer dedikleri doğruysa ve Adem ilk insan ise
Merak ediyorum ilk insanla son insanın karşılaşmasını
Ruhen fikren göz göze tam karşı karşıya
Bir o bir ben bir de bu
Sahi ne söyleyecekler birbirlerine?