Yılgın Bir Siyanür Sabahı
yanımda olmayacaksın bir sabah uyandığımda
meltem bakışlarının kesif ılığı
tek kibrit çöpünden kırılabilen tebessümün
zayıf tebessümün
gerçeküstü tebessümün
batağından çekip çıkaran şu
yosma dünyayı
yürekli tarafın olmayacak yanımda
en çok
kadınlığın sıyrılıp gidecek hiç ummadığım anda
çabalayacağım kafamı toparlamaya
ihtimal
bunun bir kelebek rüyası olduğuna
televizyon izlerek uyuyakaldığıma
kumanda sağ elimde
inanmaya ihtiyacım olacak
eminim her şey yerli yerinde duracak
sandalye, masa
Kadın Kokusu filminin afişi, boydan boya duvarda
tek bir Turgut Uyar
veya İlhan Berk
yalnız, yalnız, daima yalnız kitaplıkta
hepsi tam yerinde
senin bıraktığın düş kırıklıkları üzerinde
ama eksik
eksikler de var yok değil
terliğimin teki kayıp
sen yitik
ben bitti diyemeyecek kadar yılgın
bir sabah uyandığımda işte
göğe bakan pencere sütten kesilecek
hayalden öte değil artık
güneş doğumları
ruh mavi ipeğinden utanacak
bir Anka alevinde kendi ile yakacak
son şiir
evet, son şiir
nasılsa bir ilk şiir vardı
bu sonuncusu
bir paçavra gibi
atlı karıncası yok bir lunapark gibi
kaldırımlarda ölen bir
üçüncü sayfa aşkı gibi
laçkalaşacak
boşluğa atılacak
kıs kıs gülecek bana bakıp
sonra canıma tak edecek
tak diye bir ses
varını yoğunu hatta salt yoğunu
yarı yolda bırakmanın sesi
tanıştığımızda üzerimde bulunan
çıplaklığımı giyeceğim
(tanıştığımızda çıplaktık ikimizde
birbirimizi çok iyi anlamaktan)
sonra
bir duble siyanür
bir doz karanlık
bir duble öfke
bin doz ölüm
yaşayarak...