Yine Yol
Yine yol
Ve çakıl
Soruları gömüp göç başladı
Eski bir iskarpin
Belki çizgili pijama, hani babamın gerdek gecesinde kalan
Ucuz ipek kumaşlı
Naftalin kokusu içimizi burkarken
Belki bir hücre
Belki deliler koğuşu demir perdeli
Gözlerini kırptırmayacak bakışlar faşist yığıntılar yağarken üstüne
O aklını alan serumun sarhoşluğu yatağı baş aşağı döndürürken
Yine utanacağım
Kavgamın sırtımı çürüten mağlup düşüşlerine
Ben kahramanı değilim artık çocuğumun
Sırtlanı deviren yumruklarım kırıldı
Tırnaklarını yedim cesaretin
Güneşi teslim ediyorum sana
Gözlerinin renginle sevişen ve karartan bebeklerini
Ay'ı bırakıyorum kirpiklerine
Gölgesinden ışık aksın diye şehrinin ırmakları gibi
Yanak çukurlarına
Yine yol
Ve çakıl
Şafağı çürüten ve tüneyen kulak uğultularıma çakal misali
Doğruları tüketip
Yanlışı adımlayan
Bu yürüyüş kör topal
Artık ölüme olsun adı
Azrail'e sesleniyorum
Kuşların boşalttığı kumsaldan
Son zeytin ağacına
As urganı....