Yol Kenarı
nerede nasıl
nasıl nerede
kim
kim kim değil
bilmiyor---
-
düşük şiirlerin pisliğinden bulanıyor dudakları
iki yana açık
aynı hizada durmayan dülgerden omuzları
elleri ile titriyor günahını sıyıramayan
vebalı pullar
bir ay ışığı yakıyor sırtını
bir vazgeçmenin ölümcül hazzı
kulaklarında çınlıyor
tüm uluyan kuşlar
anbean hepsi dönüşümlerine kapanan
gözleri sarıyor gündüz kabuslarını
ve
yarıp geçiyor şakaklarını
ilerledikçe düşe kalka
otomobil ışıkları
teni sarılı sınır dikenleriyle
deri değiştirir gibi
adamlığını yine değiştirmiş niye
bir de vurdumduymaz yağmur yağıyor
üzerine üzerine
her damla yaşayan bir musalla sillesi
-
düşünmekte
kendi katlinden mesul olmak güç mü bu denli
ya
o çok sevdiği
hatırlamıyor İstanbul ılığından mı
yarım hayallerini tamamladığından mı
etkilendiği
bir çöküş esiri...