zindanlardayım
Yedikule zindanlarında aşk mahkumuyum
Yerin yedi kat altında,insan sesine hasret
Fareler kemirir bedenimi gözlerimi kapayamam
Kemiklerime işlemiş soğuk ve rutubet
Dört duvar arasında dört adımlık kapandayım
Yıllar önce cezam yüzüme okundu müebbet
Burada zaman demir atmış zifiri karanlığa
Sesim arkadaşım oldu kendi kendimle konuşurum
Ağustos sıcaklarında gölgesine uzandığım
O mis kokulu iğde ağaçlarını şarap rengi gülleri
Sevgilisine seranat eden yabani sakaları
Dostuma bıkmadan tekrar tekrar sorarım
Biraz su arasıra kurumuş bir ekmek kırıntısı
Pas tutmuş parmakların önüne küfür eder gibi
Kalın parmaklı kirli ve pis bir el, uzatır tahinimi
Çiçek bozuğu acımasız yüzünde rezil bir gülüş
Şaşı gözlerinde sen hala ölmedin mi dercesine
Arzaili mumla aratan can alıcı bir bakış
Zavallı cellat zavallı adam daha çok beklersin
Ben sırtımdan vurulursam İşte o zaman ölürüm
Sen belalım sen ölüm meleğim sen gardiyanım
Hücremin asırlık o küf tutmuş taş duvarlarına
Tırnaklarımla kazıyarak seni seviyorum yazdım
CENGİZ DAMAR