Abuklama

Bir gece rüyasında sesini duydu, karanlığını hissetti onun. Kaçıp kurtulmak istedi.Koparmak istedi sarmaşıkları,sarmaşıklar ateşliydi.Gece hızlı ilerlemiş,zamanı sollamıştı.Zaman kıvrılıp yatmıştı kıyısına yatağının.Uyanmaya hiç niyeti yoktu.Sesi ayrı uyuyordu kendi krallığında,serin ağaçların altında.Gökyüzü tatilde,kuşlar yuvalarında.Giderek güne dönüyor yüzünü sabah.Çerçöp toplamada karıncalar. Yapraklar tozu dumana katarak süpürüyor parkta yaşlı adamın oturduğu bankı. Sayılarla oyun oynuyor;şu giyiminde ekonomik davranmış,saçları bir kuş yuvasını andırır pejmurde adam.Hep sayıyor ama ulaşamıyor 20'den sonrasına.Çünkü ondan sonrasını bilmiyor. Küsmüş bir bahar sabahı sayılara.
En güzel manzarayı kapmış şu muzır dolmuş. Sarı saçlı, kirpikleri rimelli,gözleri limonlu ,dudakları çatlamış olan o kadın,küsüvermiş dünyaya .Küskün, evde kalmış kızı oynuyor bugünlerde.Sonra yine başlıyor ağlamaya.Şu çocukların her gün kıyısında sigara içtiği çınar artık çok yaşlandı.Kızıyor çocuklara. Salıncağın ipi kopmuş. Sabah;uyandırıyor kuşlarını ağaçların.Mayalanmayı bekliyor acılar.İyi tutsun ki;mezesi olsun aşk gecelerinin.
Bir düdük sesi kurmuş tezgahını ağaçların ortasına,üçkağıdına birkaç gülüş koparmak istiyor.Çevresinde nefes alandan,almayandan...Eğer gülüşleri alamazsa,cezalandıracak herkesi.Herkes o sabahın gecesinde neler görmüşse rüyasında,ondan bir sahne anlatacak.Anlatamayanlar cezalandırılacak ve suratsızlarla aynı odaya konulacaklar ve bir daha rüya görene kadar konuşmayacaklar.Cambazın ipine bundan böyle kirli çamaşırlar asılacak ve cambaz bundan böyle insanların köşe başlarına basarak ilerlemeye çalışacak bu abuklamada. Zamanda....

İstanbul/aralık 1996

29 Mayıs 2010 1-2 dakika 31 denemesi var.
Yorumlar