Ağlamıyor

       Ölü aşkları yazmayalı çok kurak topraklar geçti gönlümden, “Kalbimize aldıklarımız hayatına bile sığdıramayacak kadar küçük gördülerse bizi, kalbimiz onların sarayı değil mezarı olsun” dedi; yalpalayan acılı yürek teknem...

Deniz'in mütemadiyen kendisinden ırak hayaller kurduğu yönlere lodos olan acı sızısıydı kelimeleri. Herkes mutlu oldu sanki, herkes mutluluğu buldu gönlümden uzakta.

Ölü aşkları yazmaktan kopalı çok sancılı günler geçti gönlümden, yıldız imzalı kıskanç güneşler çeldi yalnızlığımı; ikisi de yıldızdı oysaki. Ilık mutlu olurum diyerek güneşi seçip gecenin imzasız yalnızlığına palyaçolar sundu acılı yürek teknem...

Her bir gidişinden hep bitişime doğru sallanan ve dalgalarla dolu hüzünler bindirdi.

O yolcular, ruhumun trajik farkındalığıydı. Sonunda kabul ettiren oldular.

“Sevgilim” desem, sevgilim dediklerim hep bir başkasının sevgilisi.

“Aşkım” desem, yaşayamadığım aşkların tünel kazan hadsizleri hep bir başkasının mutluluk mühendisi.

Maden kalbimin mücevherlere denk olduğunu anlayamayan yabancılar imitasyon mutluluklara beni kapattılar.

Bir başka dünyadanım ben. Buraya hiç ait olmadım. Sevemeyişinizin en buruk nedeni budur. Ait olamadığım dünyanın ait olmayı istediğim mutlulukları başkalarınındı tabii ki.

        Çok ölüler geçti gönlümden, kimi bir trafik kazasında kurban etti umudumu; bir diğeri bir gülümseyişin uçurtma kesen heyecanında terk etti sevgimi, bir başkası zaten hiç olmadı. Gitar sevdiren şarkılar seçtim, bağlamam koptuktan sonra.

Çok yıllar geçti, ben buradayım, herkes bir başkasında. Sevilmeyi hak ettiğim inançları budayıp öylece uyuttum gönlümü. Gelmedi kimse.

Gidiyorum ben de; başkalarını bekleyerek tükettiğim ömrümün çorak gökyüzünden çorapsız kaderine vestiyere astığım kabanını devrediyorum yaşamın, ayakları değil; bütün bir bedeni üşümesin.

Sevilememek üşütüyor insanı. Ölü topraklar tohumunda bitki örtüsünün ayıbı kaçan en gerçek toprağına kaymalar gerçekleştiriyor gözyaşlarım, herkes mutlu.

Öyleyse seyircisi olmayacağım mutluluklarının.

Teoman'dan şarkılar ısmarlıyorum kulaklarıma, yıllar olmuş Teoman'lanmayalı.

O anlar; belki beni, dipsiz kuyularımın ip ile çekilen acılı baharlarından yana.

Kermesten aldığım o çocuksu mutluluklarımın denizde boğduğum gençlik hayallerimden dilek ağacı sözüne karşılık geri geleceği tutmuş.

Gelmesinler. İstemem.

Gideni istemek adetimden vazgeçtim.

Yaşasam da bin yıl, bininci yılın o son gününde bile başucumda istemem.

Gideni istemek adetimden vazgeçtim.

Geri dönmeyen mutluluklar şehvetli çaresizliklerin taklitçi serüvenidir.

Anlarım, inanmam bu yüzden.

Gideni istemek adetimden vazgeçtim.

İmzam, titreyen kalemimin namus dizen kırmızı kuşağıdır.

22 Kasım 2020 2-3 dakika 375 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar