Aiti Eştirme 15

15] Hiçbir toplum, bu tür totem aidiyetler bağlamında, bir tek halktan (etnik gruplardan) meydana gelmemiştir. Halk çoğul bir anlamla etnikçiler birliğidir. Esasen de, zorunlu olaraktan da, her bir toplumun bir halkı vardır ki, bu da halkın ikinci bir tanımı olmaktadır. Toplum ve halk, yazı dizime bakılabilir.



Başlangıcın tek tip aidiyet eştirme grupları içindeki yaşantılımalar, diğer sosyal gruplar içinde girişen bir karşılaşmalardan ötürü, grupların girişen salınımlarıyla halk ve toplum ilk koalisyonlar sadmesini tanımaya başladılar. İşte bu karşılaşmanın şok dalga etkilerini Sümer dili ile de, söylersek: 'Daha kimseye ad verilmemişken' diye başlayan ve kendi edebi sözel, gerçekçi tutumlarını anlatan ve geçmiş ilişkilerini tanımlayan söylence aktarımlı tarihlerini ortaya koymaya, başlamışlardı.



Bu söylemin çözümlenmesini iki biçimde anlamlandırmak olasıdır. Burada şu gerçekçi temel de unutulmamalıdır. Başlangıcın aidiyet eşilme döneminde kişi etkinliği yoktur. Kişi etkinliği de pek önemli değildir. Çünkü kişi davranışları grup davranışları olur, genelliktedir. Söz gelimi zamanla bir kişinin kavgası tümünün kavgası olmuştur. Yine bir kişinin yarışmayı ya da kavgayı kazanması, tüm grubun kazancı sayılmıştır.



Kişiler burada, gruplarını pasif olarak yansıtmakla ve grubunun yine bir proto tipçi uyarı temsilcisi olmakla yükümlüdürler. Sosyal birliklerde kişilerin etkinliği, sadece birliğine olan katkın lığı; pasif mi, taklidi mi, yansıtır olmasıyla önemlidir. Bu yüzden aidiyetlik form elli tutumlar, kişisel değildirler. Bu yüzden aidiyetlik kişi adı ve karakteri taşımaz. Sevapta, günahta; bilinir olanın, kişisel olanı değildir. Grupça hak edişlerdir henüz. Daha hesabın şahsiliği henüz ortada yoktur. Şimdiki gibi, aidiyetlik içi cinsel tabuları da yoktu. Cinselliği sağlayışı da ayrımsız, ortaklaşa olmanın içinde düzenlemekteler.



Oysa toplumlar aşamasında; kişilerin etkinliği önem kazanacaktır. Kişiler davranış ve üretişi ile kişilerin emeğe sahip çıkışları önem kazanacaktır. Yine kişisel mal edinmeleri önem kazanacaktır. Ha keza, mal edinemeyenlerin çelişmesindeki suçların yaptırımlı oluşu ve suçların isnadıyla, suçların; giderekten kişisel eşip, suçların kişilerle tanımlanır, kişilerle belirlenir olması önem kazandı. Yine çocukların hangi gruba ait olacağı gibi velayet eşmeye değin düzenlemeler önem kazandı.



Artık bireysel sevap ve günah vardır. Yükümlülük ve sorumluluklar vardır. Cinsel suçlar vardır. Sosyal birlikçi yapılaşmalar oldukça değişmelere uğramıştı. Bunlar kişilerin, bildiği alıştığı kabul edilir olan tutumlar değildiler. Sosyal birliğin alışmaları (doğruları) kökten şaşmıştı. Büyük travmalar oluşmuştu. Bir hafıza siliniyor, yeni bir sosyal hafıza oluşuyordu. Bu da sosyal alanın değişme değin zorunluğuydu.



İşte sosyal birlikçi yapıdan çıkmanın nedeni olan, emeğe sahip çıkmanın ve emeği ve mülkiyeti, özel eştirmenin bu karşılaşmaları girişmeleriyledir ki yeni tip ilişkilenmelerin anlatım ve tanımlanmasına dek olan güçlüklerine karşı, zorunlu olaraktan yeni olanları belirten, onları ifade eden anlaşılmalarla onları anlatma yollarına girildi.



Bu sosyal birlikler, kendi totemleriyle, totemlerinin karşı sosyal birliklerdeki algısına göre kimlik eştirildiler. Ve bir sosyal birlik, diğer sosyal birliğe göre, kendi canları yerine geçen, kendi emek ürünü olaraktan kurban edilen bitki ve hayvan varlıkların adları ile anılmaya başlandılar.



Çünkü o kurban nesnesi, o, sosyal birliğin, bir eşiti, bir üyesi, bir dengi, bir birlik üyesi yerine geçeni olaraktan saygı aşılıyordu. Domuz adamlar, buğday adamlar, akrepler ülkesi gibi. Ya da kartal totemi olan veya kendilerine göre yukarı coğrafya da oturan insanlara, yukarının adamı; eş deyişle yücelerin adamı; benzer denişle, göğün adamı dendi. Yine, totemi koyun, domuz, olanlara da kırın adamı, yerin adamı dendi. Veya totemi hurma, üzüm, buğday, mısır vs. olanlara da toprağın adamı, aşağının adamı gibi isimler verildi.



Tabi bunlar hazırda olan söylemler değildiler. Süreçle gelişen, süreçle girişen tanımlamalardı. Burada, insanlar arası sıkı ilişki, toplumsal oluşla, ya da emek ürünlerini insanların kendileri üretir olmalarıyla başlayacaktı. Belki de önce yağmacı, talan ilişkilerle, bu zorunlu isim ve totemce belirtmeler az çok sözel söylenilir olaraktan anlatılacaktı. Böylece farklı aidiyet grupları, farklı şekilde gelişmiş gruplar, adlandırılacaktı. Daha sosyal gruplar, kişisel eylemlilikten çok, grup tanımlıları içinde öncel enirdirler.



Süreç içinde bireysel emeği sahiplenişiyle, bireysel maharetlerin baskınlığı ile ad alabilen kişiler ve özellikler, özentiler, ortaya çıkacaktı. Grup içi etkinliler yaratanlara, ad verilecektir. Emeğin, hünerin, üretimin, sağlayışların yavaş yavaş şahsileşmesi ile o nesne ve hüneri temsilen sahibinin adı ile isimlendirme başarılmıştı.



'Baltanın adamı' olan genel tanımlıktan, 'balta yapan insan olan, baltayı uzlukla iyi kullanan grup birlikleri' özel tanımlık adını alacaktılar. Bir 'boğa' totemi kültün boğa adamlarından biri çok güçlülüğü ile boğayı bile alt etmesiyle 'boğan' ya da 'boğa han' çıkacaktı. Kişiler bir hünerle, bir başarıyla, bir meziyet kazanıp, grup kişiliğinden ayrıklaşacaktı. Bellisiz tanımlıdan, belgili tanımlılara geçecekti. Artık grup aiti, grup motor devinimli olmanın tavsaması, kişiler aiti tekil kişiler olmanın hünerce etnikliğini taşıyacaklar, biraz daha özelleşeceklerdi.



Grup içi emek yoğunlaşmasına dek formasyonun, kendini önemsetecek kadar üstün olduğu ilk dönemlerde, henüz kişilerin bireyci girişmelerine değin oluşan uzmanlaşmış nicelemelerine değin, kişi üstünlüğünü sağlayıcı bir kişiler hünerli baskın olmanın tavırca olan bir girişimleri yoktu. Bu yüzden, grup davranış ve tutumunun yanında, kişi tutumunun esamisi varsa da, henüz kişisel olanın esamisi okunmuyordu. Esamisi olmayanın elbette adı da olmazdı. Yani birey ad tanımlıkları henüz ortada yoktur.

Sürecek

30 Ekim 2010 5-6 dakika 1084 denemesi var.
Yorumlar