Aiti Eştirme 21

21] Neden altı gün sürmüştür? İttifaka giren grup sayısı altıdır da ondan. Her bir gruptan bir kişi, haftanın bir günü kurban edilecektir. Yedinci günü de bu hafıza silme operasyonunu halk tarafları, ancak dinlenerek demlenip sindirilecektiler. Yani insan hafızası nadasa çekilerek dinlendirilecektir.

Kendilerini böylesi törenle karşı gruba katmış oluyorlardı. Şölen, ittifak grup sayısı kadar günler boyunca sürüyordu. Gruplar kendi aiti olan kurbanının etini yemiyor, kanını da içmiyordu. O gün kurban veren grup üzüntü ve açlık çekerek (oruç tutarak)içlerinde verdikleri bu kurbanı, saygınlaşıp; keder acısını taşıyorlardı. Bu, ittifakların uzlaşma yapabilmeleri için, halkın eski etnikçi ya da bir önceki toplumsal aidiyetçe hafızalarını silme operasyonları idi. Yani yap yeni bir yaratılış anlayışı idi.


İki toplum nesnel girişimlerden ötürü veya ekonomik ilişkilerden ötürü kendiliğinden bir tür ittifaklara zorlanıyordu. Karşı toplumlar, ittifakı yapılıyordu. Çoban toplumlarla, bir yerleşik toplum arasında oluyordu. Veya bir yerleşikle- diğer bir yerleşiklerin arasında ittifak oluyordu. Ya da bu birleşmeler aktüel çevrenin çoban ve yerleşik toplumlarıyla; çapulcu olan, yağmacı, harami grupların, ganimetçe çapul hırslarından korunabilmek için de çoban ya da yerleşiklerle bu yağmacılar arasında da ittifaklar olabiliyordu. Veya her üçünün arasında da olabilecekti.

Bu olası ittifaklarda birisi de şöyle olabilir. Bir çapulcu grup, diğer saldırgan olan çapulcu gruba karşı, bir yerleşik grubun koruyuculuğunu sağlayan bir ittifak olabilirdi. Buna karşılıkta yerleşikler de kendi koruyucularının yaşama gereksinimlerini sağlar oldular. Başlarda bir yerleşik organize güç, yağmacı bir organize gücün, kendilerine yönelik çapul savaş enerjisini, dışa döndüren beceriyi sağlamıştılar. Bu iki organize birlik yan yana olan sosyalce simbiyoz yaşam olacaktan bir yararlanma şeklinde giriştiler.

Bu ittifaklar, kendi içlerine zamanla ve ihtiyaçtan olarak, daha da çok grup yapıları içlerine aldılar. Her ittifakı birleşme, birleşen gruplarda gelenek, alışma, aiti olmaya dek eski tutumlarından olan edimce kayıplara neden oluyordu. Her grup içine katılan üyelerinin, kendi eski alışmalarından kopuşları; tince travma yapar olması, kaçınılmaz oluyordu. Bu katılımlar eski sosyal birlikçi aidiyetliklerin ve eski totemce hafızaların veya bir önceki toplumsal ilişki eşmelerin; kaybına neden oluyordu.

Bu nedenle yeniye karşı direnç eşmeler gerçekliyordu. Kopan eski aidiyet ilişkileri olan, direnç eşme ve süzgeç fren etkisi, bir muhafazaca gerici etki eşme idi. Yeni yükselen değer olaraktan aidiyeti yapı üzerine yeni sembol ve simgeler anlamalar oturtularaktan kurumlaştırılıyordu. Elbette ki bu semboller içinde giyinme ve başın örtülmesi gibi tarzca anlayış kılmalarda vardı. Söz gelimi sırf ahlaki duyumcu ve aracı (utanma) duygularla örtünme yapılmıyordu. Toplumsal düzenleşimle travmaları olan tutumların; bu icbarı duygusal anlamaların sembolizmi, giysilerle örtünerekten de gösteriliyordu.

Örneğin bir Yahudi örtünmesi olan kippa kullanımını (bir toplumsal kimlik olan kölelik damgasını örtme ve giderek anlamını unutmaktan ötürü kutsamayı) ahlaki moralle açıklamak; bir öküz boynuzu işaretli şapka takmaları ziynet yerlerini örtme gibi anlamak, tarihi nesnelcilik açısından pek doğru olmasa gerekti.

Sözel ve ezberletilerek aktarılan geçmiş ittifakı toplumcu nesnel edimler, toplumsal kullanımı tedavülde kalksa da, sistemci dinlerin ortaya çıktıkları esnasında da sürüp gidiyordular. Ne var ki bu sürdürülür, bilinir olanların; toplumsal gerekçeleri ortada yoktu. Ama sürüp giden de bir muhafaza idiler. Belletmenler (ahlakçılar- peygamberler) de, bunlara değin olan asıl anlamacı nedeni bilmediklerinden ötürü bu edimleri konjonktür anlayışına uygun yorumluyor, kutsal kılıyorlardı.

İttifak içine Yeni katılımların gücü olan, her bir grup, iki kollu insanı izafeler olaraktan, eğer 25 grup ittifak etmişse, 50 kollu Tanrı (birleşik sıfat ve aidiyetler ilişki eşmesi)simgesi ile birlik gücü totem modellemeleriyle, toplumun birlikteliği sağlanıp, halka kolektif olmanın bilinci tekleşen tanrı simgesi ile verilmesinin ilk adımları atılmıştı. Şamaş (utu) ikiz kız kardeşi İştar (göğün kutsal ineği bu kültün giderekten panteon başı olan (ittifak tanrıları yöneticisi) Marduk (Amar-utu) anlayışı ile tarı anlayışı toplumsal evrime uygun olacaktan evirilmişti.

Yağmacıların, toplumsal örgütlenmeye benzer bir yönetsel örgütlenme içinde olmaları, sadece talan işbirliğine dayalı bir örgütlenici kurum oluşları nedenledir. Ve bu nedenle dövüşken becerili olmaları sağlam aşılıyordu. Çoban ve çiftçi birlikle toplumlar, bu savaşçı beceriler karşısında, çiftçi ve çoban toplumların yağmacılara üründen pay vermelerini ortaya çıkarmıştı. Bu gibi girişmeler şartların insanı akıllandırması idi. İş birliği çıkaran her yerde örgütlenme vardır. Talan da bir çeşit organize olmuş bir organizma karakteri taşımaktır.

Yani yağmacılık da, bir tür organik ilişkidir. Bu da, yeni oluşan toplumların, kendisini çevresi ile kıyaslar olmasında, toplumun kendisinde fark ettiği eksikliğini, yani bir yanındaki fark olan kendi eksikliğini, hemen yanı başındaki hazır duran, diğer bir organik (yağmacı savaşçı) yapı ile sağlayış içine girecekti. Böylece yapı sınırlıklarıyla büyümeci, sosyal ve toplumsal organ elleşecekti.

Başlarda toplum, yağmacılarla simbiyoz ilişki birliği içinde işi götürdü. Daha sonra bunların savaşçı özelliğini kendi bünyesine alaraktan, bugünkü anlamda diğer toplumlara karşı emperyalist emelleri için kullandı. Bu yapının egoist bir durumlu tavrıydı. Toplum kendi eksikliğini çevredeki var bulunan bir tür özel sosyal organ elle, yeni yapının çevreye dirençle sen, bağışıklık sistemini sağlamlamaktadır.

Böylece aletli ve hünerli üretim yapan sosyal birimler ile hızlı manevra ve dövüş tekniği olan çabuk örgütlenen, çok hareketli iş birlikleri olan güce eğilimle, kendi aralarında ittifaka girdiler. Yerleşik ve çoban gruplar, bu yağmacı ittifakla, hem onlardan tetikçi gibi yararlanmalarına neden oluyordu. Hem de yerleşikler, ya da çobanlar; kendisi yağmaya uğrarken, bir tür canından olmamanın garantisini, bu çevreye uyum sağlamış yağmacı grubun fedakârca olan gücünden sağlıyordular.

Sürecek

14 Kasım 2010 5-6 dakika 1084 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar